İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Zaman Yolculuğu 5 dakika dinleme 5 dakika okuma

Yunus Emre ve Sevgi Tohumu

Oyuncaklarını paylaşmak istemeyen Can, odasında parlayan sihirli kitap sayesinde Yunus Emre ile tanışır ve sevgi ile iyiliğin paylaşıldıkça çoğaldığını öğrenir.

Masalı oku

Can odasında tek başına oturuyordu. Etrafında bir sürü oyuncağı vardı ama o hiç mutlu değildi. En sevdiği parlak kırmızı kamyonuna sıkıca sarılmış, kaşlarını hafifçe çatmıştı. Kimsenin oyuncağına dokunmasını istemiyor, onu paylaşmaktan korkuyordu. O sırada odanın köşesindeki kitaplıkta, eski ve büyük bir kitap bir anda parlamaya başladı. Can merakla yerinden kalkıp kitaba doğru yürüdü.

O sırada kapı aralandı ve arkadaşı Mert içeri girdi. Mert, Can’ın yanına gelerek heyecanla, “Can, kamyonunla biraz oynayabilir miyim?” diye sordu. Ama Can, “Hayır, bu sadece benim!” diyerek kamyonu hemen arkasına sakladı. Mert’in omuzları düştü ve çok üzüldü. Can’ın kalbinde garip bir sızı oluştu ama yine de kamyonu vermedi. Gözü hala o parlayan kitaptaydı.

Can, parlayan eski kitabı eline aldı. Kitabın kapağında renkli çiçekler ve kuş resimleri vardı. Kapağı yavaşça açar açmaz odanın içi bir anda altın sarısı, sıcak bir ışıkla doldu. “Vay canına, neler oluyor?” diye bağırdı Can. Gözlerini sıkıca kapattı ve kendini ılık bir rüzgarın kucağında, havada süzülürken buldu.

Gözlerini açtığında her yer yemyeşildi. Kuşlar neşeyle şarkı söylüyor, uzaktaki dereden su sesleri geliyordu. Can, kerpiç evlerin olduğu, huzurlu bir Anadolu köyünün yolundaydı. Burası onun odasına hiç benzemiyordu; gökyüzü daha mavi, hava ise mis gibi gül kokuyordu. Can, şaşkınlıkla etrafına bakarken kalbinin sakinleştiğini hissetti.

Yolun kenarında, kocaman bir çınar ağacının altında oturan birini gördü. Bu kişi, beyaz sakallı, nur yüzlü ve çok nazik görünen Yunus Emre’ydi. Yunus Emre, Can’a bakıp sevgiyle gülümsedi ve “Hoş geldin küçük dostum,” dedi. Yüzündeki o huzurlu ifade Can’ı o kadar rahatlattı ki, Can hemen onun yanına gidip oturuverdi.

Yunus Emre, Can’ın elini tuttu ve avucuna küçücük bir tohum bıraktı. “Bak Can,” dedi yumuşak bir sesle. “Sevgi de tıpkı bu tohum gibidir. Eğer onu sadece kendine saklarsan hiç büyümez ve yalnız kalır. Ama onu toprağa eker ve herkesle paylaşırsan, zamanla kocaman ve rengarenk çiçeklerle dolu bir bahçeye dönüşür.”

Can ve Yunus Emre, rengarenk çiçeklerin açtığı bir bahçede birlikte yürümeye başladılar. Yunus Emre, “Gönüller yapmaya geldik biz,” diye fısıldadı. “Bir oyuncağı veya bir gülümsemeyi paylaştığında, arkadaşının kalbinde bir çiçek açtırırsın. Paylaştıkça dünya daha güzel, daha neşeli bir yer haline gelir. Paylaşmak, sevgiyi çoğaltmaktır.”

Can, evde bıraktığı Mert’i ve onun üzgün yüzünü hatırladı. Artık paylaşmanın neden bu kadar önemli olduğunu anlamıştı. “Ben de sevgimi paylaşmak istiyorum!” diye bağırdı heyecanla. O anda elindeki kitap tekrar parlamaya başladı ve etrafındaki dünya yavaşça silinirken Can’ı tekrar nazikçe sarmalayıp kendi odasına doğru taşımaya başladı.

Can gözlerini açtığında yeniden kendi odasındaydı. Mert hala köşede, oyuncaklarla oynamadan sessizce oturuyordu. Can hemen yerinden fırladı, kırmızı kamyonunu yerden aldı ve Mert’e doğru uzattı. “Mert, özür dilerim. Al bu kamyonu, hadi birlikte en yüksek köprüyü kuralım!” dedi. Mert’in gözleri neşeyle parladı.

İki arkadaş yerlere oturup kahkahalar atarak oynamaya başladılar. Paylaşmak, Can’ın kalbini yumuşacık ve sıcacık yapmıştı. Kitaplıktaki sihirli kitap ise artık normal bir kitap gibi sessizce duruyordu. Can artık biliyordu ki, en güzel oyunlar birlikte oynanan, en büyük mutluluk ise paylaşılan sevgiydi. Sevgi tohumu Can’ın kalbinde çoktan çiçek açmıştı.

Bu masal şimdiye kadar 24 kez okundu.

Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.

Zaman Yolculuğu masalları

Aynı temadan devam etmek istersen.