İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Zaman Yolculuğu 3 dakika dinleme 4 dakika okuma

Kâtip Çelebi’nin Kayıp Kitabı

Can, odasında bulduğu gizemli haritayla sihirli bir kütüphaneye ışınlanır ve Kâtip Çelebi'nin kayıp kitabının peşine düşer.

Masalı oku

Can, kitapları ve yeni şeyler keşfetmeyi çok seven, kocaman gülümsemeli bir çocuktu. Bir gün odasındaki dolabın en alt rafını karıştırırken, rulo yapılmış ve üzerinde parlayan yıldızlar olan eski bir harita buldu. Haritayı heyecanla yere serdiğinde, üzerindeki çizgilerin masmavi bir ışıkla titreştiğini fark etti.

Can merakla parmağını haritanın tam ortasında duran büyük ve eski kütüphane resmine dokundurdu. Birdenbire odasının tavanı yıldızlı bir gökyüzüne dönüştü ve ılık bir rüzgar Can’ın saçlarını uçurdu. Can gözlerini neşeyle kapattı; sanki sihirli bir tünelin içinden masalsı bir dünyaya doğru süzülüyordu.

Gözlerini açtığında kendini devasa rafları olan, mis gibi eski kağıt ve lavanta kokan bir odada buldu. Karşısında uzun, işlemeli bir kaftanı ve başında bembeyaz bir kavuğu olan nazik bakışlı bir beyefendi duruyordu. Bu, tarihin en büyük bilginlerinden biri olan Kâtip Çelebi’den başkası değildi.

Kâtip Çelebi her zamankinden biraz daha dalgın ve üzgün görünüyordu. Can’a, içinde dünyanın en güzel haritalarının ve yıldız isimlerinin yazılı olduğu en kıymetli kitabını bulamadığını anlattı. Kitabını her yerde aramış ama bir türlü nereye koyduğunu hatırlayamamıştı.

Can, yeni arkadaşının üzülmesine dayanamadı ve “Hiç merak etme, birlikte ararsak o kitabı hemen bulabiliriz!” dedi. İkisi beraber kütüphanenin içinde büyük bir maceraya atıldılar. Dev dünya kürelerinin arkasına, ipek perdelerin kenarlarına ve masa altlarına bakmaya başladılar.

Can yerdeki halıların üzerinde yürürken, kütüphanenin en güneşli köşesinde bir şeyin parladığını gördü. Küçük ve renkli bir kurdele ucu, minderlerin arasından ona el sallıyor gibiydi. Can, heyecanla o tarafa doğru koştu ve Kâtip Çelebi’ye seslendi.

Can, yumuşacık ve gökkuşağı renkli minderleri birer birer havaya kaldırmaya başladı. En alttaki turuncu minderin hemen altında, gümüş işlemeli kapağıyla kayıp kitap parlıyordu. “İşte burada uyuyor!” diye bağırdı Can; Kâtip Çelebi ise sevinçle ellerini çırptı.

Kâtip Çelebi kitabına kavuştuğu için o kadar mutlu oldu ki, hemen Can’ı yanına çağırdı. Yumuşacık minderlerin üzerine bağdaş kurup oturdular ve kitabı birlikte okumaya başladılar. Sayfaları çevirdikçe içinden sihirli gemiler, yüksek dağlar ve parlayan takımadaların resimleri çıktı.

Ayrılık vakti geldiğinde, Kâtip Çelebi Can’a teşekkür etmek için cebinden küçük bir hediye çıkardı. Bu, üzerinde küçük bir ay olan altın rengi bir pusulaydı. “Bu pusula senin merakını ve kitap sevgini hep doğru yola iletsin küçük dostum,” diyerek hediyeyi Can’a verdi.

Can sihirli haritasına tekrar dokunduğunda kendini bir anda kendi sıcak yatağında buldu. Elindeki pusulaya ve yanındaki kitaplarına bakıp gülümsedi. Artık çok iyi biliyordu ki, kitaplar her kapağını açtığında onu yepyeni dünyalara götüren en değerli dostlarıydı.

Bu masal şimdiye kadar 31 kez okundu.

Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.

Zaman Yolculuğu masalları

Aynı temadan devam etmek istersen.