Korkular 3 dakika dinleme 4 dakika okuma
Karanlıkta Parlayan Ateşböceği
Gündüzleri oynamayı çok seven minik ateşböceği Işık, havanın kararmasıyla karanlıktan endişelenmeye başlar. Ancak kendi yaydığı yumuşak ışığın geceyi ve arkadaşlarını sevgiyle aydınlattığını fark ederek korkusunu yener.
Masalı oku
Bir zamanlar, kocaman yapraklı ağaçların ve mis kokulu papatyaların olduğu sevimli bir ormanda Işık adında minik bir ateşböceği yaşardı. Işık, gündüzleri güneşin altında dans etmeyi ve renkli kelebeklerle kovalamaca oynamayı çok severdi. Orman, onun için dünyanın en eğlenceli ve en yeşil oyun alanıydı.
Gün biterken güneş yavaşça tepelerin arkasına saklandı. Gökyüzü önce tatlı bir turuncuya, sonra derin bir gece mavisine büründü. Işık, etrafın aniden karardığını görünce biraz endişelendi. “Karanlık ne kadar da büyük ve sessiz,” diye düşündü ve minik kanatlarını gövdesine sıkıca yaklaştırdı.
Ormandaki diğer hayvanlar da yavaş yavaş yuvalarına çekiliyordu. Tavşan Pırıltı ve Sincap Melis, karanlıkta uyumakta biraz zorlanıyorlardı. Ağaçların uzun gölgeleri onlara biraz yabancı geliyordu. Pırıltı kulaklarını dikmiş etrafı dinliyor, Melis ise pofuduk kuyruğuna sarılmış, huzursuzca kıpırdanıyordu.
Işık, arkadaşlarının bu halini görünce çok üzüldü. Onlara yardım etmek istiyordu ama kendisi de karanlıktan biraz çekiniyordu. Dalın üzerinde durup derin bir nefes aldı ve minik kalbindeki tüm cesareti topladı. “Ben bir ateşböceğiyim ve arkadaşlarım için güçlü olmalıyım,” diye fısıldadı kendi kendine.
Tam o anda, Işık’ın karnında tatlı ve sıcak bir gıdıklanma hissetti. Birdenbire, gövdesinin alt kısmında minicik, altın sarısı bir ışık yanıp sönmeye başladı. Işık, kendi içinden gelen bu yumuşak parıltıyı görünce çok şaşırdı. Artık karanlığın içinde küçük bir mucize gibi parlıyordu.
Işık kanatlarını çırptıkça parıltısı daha da güçlendi. Artık ormanın içinde süzülen yumuşak bir gece lambası gibiydi. Işığı o kadar nazik ve sıcaktı ki, değdiği her yaprağı, her çiçeği sanki sevgiyle öpüyordu. Kendi ışığını keşfettiği için korkusu tamamen uçup gitmişti.
Küçük ateşböceği dev ağaçların arasında neşeyle süzülmeye başladı. Karanlığın içinde uçarken ormanın gece vakti ne kadar huzurlu olduğunu fark etti. Gökyüzündeki yıldızlar ona yukarıdan göz kırpıyor, Işık da onlara aşağıdan altın rengi ışığıyla selam veriyordu. Gece artık onun için gizemli bir masal gibiydi.
Tavşan Pırıltı, çalıların arasından süzülüp gelen bu yumuşak ışığı fark etti. Işık’ın yaydığı sıcak parıltı, Pırıltı’ya kendini güvende hissettirdi. Korkusu bir anda geçiverdi. Uzun kulaklarını gevşetti ve huzurla başını patilerinin üzerine koyup gözlerini yavaşça kapattı.
Işık, sonra ağacın dalında bekleyen Sincap Melis’in yanına uçtu. Melis, bu sihirli ve altın renkli ışığı izlerken uykusunun geldiğini hissetti. Işık’ın yaydığı huzur sayesinde Melis de artık karanlıktan korkmuyordu. Pofuduk kuyruğuna sımsıkı sarılarak derin ve tatlı bir uykuya daldı.
Işık, tüm arkadaşlarının mışıl mışıl uyuduğunu görünce mutlu bir şekilde gülümsedi. Karanlığın aslında korkulacak bir şey olmadığını, sadece dünyayı dinlendiren sevgi dolu bir örtü olduğunu anladı. Küçük bir parıltı bile, en büyük korkuları sevgiyle aydınlatmaya yetmişti.
Bu masal şimdiye kadar 36 kez okundu.
Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.