Korkular 3 dakika dinleme 4 dakika okuma
Gök Gürültüsü Gümbür’ün Sırrı
Sevimli bulut Gümbür mutlu olduğunda kahkahalar atar ancak çıkardığı yüksek ses arkadaşı Maviş'i korkutunca üzülüp susmaya karar verir, oysa bu ses doğanın neşeli bir şarkısıdır.
Masalı oku
Gökyüzünün en yüksek katlarında, pamuk şeker kadar yumuşak ve kocaman bir bulut yaşarmış. Adı Gümbür’müş. Gümbür, bembeyaz yanakları ve her zaman gülen gözleriyle çok sevimli bir bulutmuş. Ancak Gümbür’ün minik bir özelliği varmış: Ne zaman çok mutlu olsa veya kahkahalarla gülse, gökyüzünde dev bir “GÜM!” sesi yankılanırmış.
Bir sabah Gümbür, havada süzülen arkadaşı minik kuş Maviş’e neşeli bir günaydın demek istemiş. Ama ağzını açtığı anda çıkan o devasa ses yüzünden Maviş korkuyla kanat çırpıp hemen ormana doğru kaçmış. Gümbür buna çok üzülmüş. “Sesim herkesi korkutuyor, galiba ben çok gürültücü ve korkunç biriyim,” diye düşünmüş.
Gümbür o günden sonra hiç konuşmamaya karar vermiş. Dudaklarını sımsıkı kapatmış ve içindeki neşeyi saklamaya çalışmış. Sessiz kalırsa kimsenin ondan korkmayacağını düşünüyormuş. Ama sessiz kaldıkça rengi beyazdan griye dönmeye başlamış ve kendini çok yalnız hissetmiş.
Kimseyi rahatsız etmemek için uzaklardaki ulu bir dağın arkasına gidip saklanmış. Orada tek başına oturup sessizce dünyayı izlemiş. Gümbür sustukça gökyüzü çok sessizleşmiş, güneş çok fazla ısıtmaya başlamış ve yeryüzü susuzluktan kurumaya yüz tutmuş.
Aşağıdaki çiçek bahçesinde, narin bir çiçek olan Papatya susuzluktan boynunu bükmüş. Yaprakları güneşin sıcağında yavaşça solmaya başlamış. Papatya iç çekerek gökyüzüne bakmış ve “Nerede o güzel gök davulunun sesi?” diye sormuş. “O güçlü ses gelmeden yağmur damlaları bize ulaşmaz ki!”
Gümbür saklandığı yerde üzülürken, yanına bilge ve yaşlı bir bulut olan Gümüş gelmiş. Gümüş’ün kenarları ay ışığı gibi gümüş renginde parlıyormuş. Gümbür’ün yanına yumuşakça süzülerek gelmiş ve “Neden burada tek başına saklanıyorsun küçük dostum? Gökyüzü seni özledi,” demiş.
Gümbür, “Sesim çok yüksek çıkıyor, arkadaşlarımı korkutuyorum,” demiş başını öne eğerek. Gümüş nazikçe gülümsemiş ve Gümbür’ün yanına yaklaşmış. “Yanılıyorsun Gümbür. Senin sesin korkutucu bir gürültü değil. O, doğanın orkestrasındaki en önemli enstrümandır; o neşeli bir doğa davuludur,” demiş.
Gümüş anlatmaya devam etmiş: “Sen davuluna vurduğunda, tüm çiçekler ve ağaçlar serinletici yağmurun geleceğini anlar. Toprak uyanmak için hazırlanır. Senin sesin aslında susamış doğaya verilen en güzel müjdedir. Sen sustuğunda, onlar yağmuru beklemekten yorulurlar.”
Gümbür bunu duyunca kalbinin heyecanla çarptığını hissetmiş. Artık saklanmasına gerek olmadığını anlamış. Derin bir nefes almış, göğsünü şişirmiş ve bütün içtenliğiyle kocaman bir “GÜÜÜM!” diye kahkaha atmış. Bu sesle birlikte Gümbür’ün içinden pırıl pırıl, taze yağmur damlaları dökülmeye başlamış.
Aşağıda Papatya ve tüm arkadaşları yağan yağmurun altında mutlulukla dans etmişler. Gümbür artık biliyormuş ki, gök gürültüsü korkulacak bir şey değil, doğanın yaşam şarkısının en güçlü ve sevgi dolu parçasıymış. Gümbür her güldüğünde, doğa sevinçle uyanıyormuş.
Bu masal şimdiye kadar 27 kez okundu.
Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.