İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Zaman Yolculuğu 5 dakika dinleme 5 dakika okuma

Deniz ve Leonardo da Vinci’nin Uçan Makinesi

Deniz, dedesinden kalan sihirli saat sayesinde geçmişe giderek Floransa'da Leonardo da Vinci ile tanışır ve hayallerin keşiflere nasıl dönüştüğünü öğrenir.

Masalı oku

Bir zamanlar, Deniz adında dünyayı keşfetmeyi çok seven, kıvırcık saçlı ve kocaman gülümsemeli bir çocuk varmış. Deniz’in en büyük hazinesi, dedesinden yadigâr kalan eski, pirinçten yapılmış sihirli bir saatmiş. Bu saat sıradan bir saat değilmiş; yelkovanı üç kez döndüğünde Deniz’i hayallerinin ötesindeki maceralara götürürmüş. Bir sabah Deniz saatini kurmuş ve gözlerini kapayıp fısıldamış: “Beni büyük icatların yapıldığı yere götür!”

Gözlerini açtığında Deniz kendini güneşin altında parlayan, turuncu çatılı evlerin olduğu çok güzel bir şehirde bulmuş. Burası, yüzyıllar öncesinin Floransa şehriymiş. Sokaklarda at arabaları tıkır tıkır ilerliyor, her köşede sanatçılar resim yapıyormuş. Deniz, elindeki saatin rehberliğinde dar ama neşeli sokaklardan geçerek üzerinde devasa bir anahtar resmi olan ahşap bir kapıya ulaşmış.

Kapıyı araladığında karşısına dünyanın en meraklı insanlarından biri olan Leonardo da Vinci çıkmış. Leonardo’nun uzun, bembeyaz bir sakalı ve masmavi, bilge gözleri varmış. Atölyesi her yerde ilginç aletler, yarım kalmış heykeller ve rüzgârda uçuşan kağıtlarla doluymuş. Leonardo biraz üzgün görünüyormuş; çünkü üzerinde aylardır çalıştığı sihirli uçan makinesinin en önemli çizimi ortalıkta yokmuş.

Deniz hemen Leonardo’nun yanına gitmiş ve “Merhaba Leonardo amca, ben Deniz! Belki sana yardım edebilirim,” demiş. Leonardo gülümsemiş ve “Hoş geldin küçük dostum. Eğer o kanat çizimini bulamazsak, bu makine asla uçamaz,” diye cevap vermiş. Deniz, meraklı gözlerini dört açmış; çünkü o, en küçük ayrıntıları bile fark etmeyi çok severmiş.

Deniz atölyenin açık olan penceresine doğru yürümüş ve dikkatle dışarıya bakmış. Tam o sırada pencerenin kenarındaki bir saksının arkasında, rüzgârın etkisiyle kıpırdayan bir kağıt parçası görmüş. “Bak!” diye bağırmış Deniz, “Rüzgâr çizimi dışarıya uçurmuş olmalı!” Deniz, kağıdın peşinden gitmek için hemen sokağa fırlamış.

Kağıt, sanki Deniz ile oyun oynuyormuş gibi bir o yana bir bu yana süzülüyormuş. Deniz, Floransa’nın renkli çarşılarının arasından, meyve tezgahlarının yanından neşeyle koşmuş. Gözlerini bir an bile beyaz kağıttan ayırmıyormuş. “Dur bakalım küçük kağıt, seni yakalayacağım!” diyerek gülmüş ve hızını artırmış.

Sonunda kağıt, büyük bir fıskiyenin yanındaki eski bir heykelin tepesine konmuş. Heykelin üzerinde, Pırpır adında küçük ve sevimli bir kuş yuva yapıyormuş. Pırpır, parlayan bu beyaz kağıdı yuvası için yumuşak bir yastık sanmış. Deniz, Pırpır’ı korkutmadan yavaşça heykelin yanına yaklaşmış.

Deniz, cebinden çıkardığı küçük bir kraker parçasını Pırpır’a uzatmış. Pırpır krakeri görünce kağıdı bırakıp neşeyle Deniz’in eline konmuş. Deniz kayıp çizimi kurtarmayı başarmış! Çizimin üzerinde devasa bir kuşun kanatlarına benzeyen muhteşem bir makine resmi varmış. Deniz kağıdı göğsüne bastırıp hemen atölyeye geri koşmuş.

Atölyeye döndüğünde Leonardo sevinçten havalara uçmuş. “Harikasın Deniz! Gözlerin bir kartalınki kadar keskinmiş,” demiş. Birlikte masaya oturmuşlar ve çizime bakarak tahtadan küçük bir uçan makine modeli yapmaya başlamışlar. Deniz, Leonardo’nun dişlileri nasıl birleştirdiğini dikkatle izleyerek ona yardım etmiş.

Model tamamlandığında, Deniz sihirli saatinin titreştiğini hissetmiş. Eve dönme vakti gelmiş. Leonardo ona veda ederken, “Unutma Deniz, her büyük keşif bir ‘Neden?’ sorusuyla ve dikkatli bir gözlemle başlar,” demiş. Deniz odasına döndüğünde artık dünyayı çok daha farklı bir gözle görüyormuş; çünkü merak etmenin en büyük sihir olduğunu biliyormuş.

Bu masal şimdiye kadar 28 kez okundu.

Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.

Zaman Yolculuğu masalları

Aynı temadan devam etmek istersen.