Hayal Gücü 5 dakika dinleme 5 dakika okuma
Bulutların Üzerinde Bir Ev
Can, bulutların üzerinde sıcacık bir ev hayali kurar ve bu hayalini kağıda çizer. Resmin canlanmasıyla birlikte gökyüzünde harika bir macera başlar.
Masalı oku
Gece olduğunda Can, en sevdiği çizgili pijamalarını giyip pencerenin kenarına otururdu. Gökyüzündeki yıldızlar ona göz kırpar, pofuduk bulutlar ise sanki gökyüzünde yüzen beyaz adalar gibi görünürdü. Can, “Ah, keşke o bulutların üzerinde küçük, sıcacık bir evim olsaydı!” diye içini çekti. Ama bulutlar çok uzaktaydı ve oraya gitmek imkansız gibi görünüyordu.
Can, hayallerinden vazgeçmedi. Masasının başına oturdu ve en parlak boyalarını çıkardı. Kağıdın tam ortasına, bembeyaz bir bulutun üzerine kurulmuş, çatısı pembe, pencereleri sarı bir ev çizdi. “İşte benim hayal evim!” dedi gülümseyerek. O sırada dışarıdaki ay dede, Can’ın bu güzel resmine bakıp nazikçe gülümsedi.
Tam o anda, pencereden içeriye ışıltılı, yumuşacık bir bulut süzüldü. Bu bulut, sıradan bir bulut değil; kocaman gülümsemesi olan sihirli bir arkadaştı. Adı Pufi idi. Pufi, Can’ın yanına yaklaşıp nazikçe mırıldandı. Can önce çok şaşırdı, sonra bu sevimli misafirin ona zarar vermeyeceğini anladı ve elini bulutun yumuşacık yüzeyine uzattı.
Pufi, “Haydi Can, hayallerine yolculuk başlasın!” dedi. Can, tereddüt etmeden pofuduk bulutun üzerine oturdu. Bulut o kadar yumuşaktı ki, sanki dev bir pamuk şekerin üzerinde oturuyor gibiydi. Yavaşça pencereden dışarı süzülürlerken yıldızlı gökyüzüne doğru, yukarıya, hep daha yukarıya yükselmeye başladılar.
Sonunda Bulutlar Ülkesi’ne vardılar. Burası Can’ın hayal ettiğinden bile daha güzeldi! Havada yüzen pembe, mavi ve altın rengi evler vardı. Yollar pamuk gibi yumuşaktı ve her adımda hafifçe esniyordu. Can, dev bir oyun parkına gelmiş gibi hissetti ve heyecanla etrafına bakındı.
Pufi, Can’ı neşeli bir bulut insanıyla tanıştırdı. Bu kişi, yuvarlak göbeği ve gülen yüzüyle Maviş’ti. Maviş, Can’ı “Hoş geldin küçük hayalperest!” diyerek karşıladı. Can, Maviş’in elini sıktığında parmaklarının arasından hafif bir esinti geçtiğini hissetti. Bulutlar ülkesinde herkes çok nazik ve neşeliydi.
Maviş, “Hadi, gökyüzü trenine binelim!” dedi. Tren, parlak gökkuşağı ışıklarından yapılmıştı ve rayları olmayan gökyüzünde süzülerek ilerliyordu. Can ve Maviş, pencereden dışarıyı izlerken her yer renkli ışıklarla aydınlanıyordu. Can, trenin içinde kahkahalar atarak bu sihirli yolculuğun tadını çıkardı.
Tren, Yağmur İstasyonu’nda mola verdi. Burada bulutlar, gökyüzünden yeryüzüne inecek olan gümüş yağmur damlalarını hazırlıyordu. Can, büyük bir dikkatle dev bir yağmur damlasını parlatan bir görevliyi izledi. Her damla, dünyaya sevgi ve bereket götürmek için özenle temizleniyordu. Bu, Can’ın gördüğü en büyüleyici şeydi.
Artık eve dönme vakti gelmişti. Can, yeni arkadaşlarına el sallayarak Pufi’nin sırtına tekrar bindi. Gökyüzünden aşağıya, kendi mahallesine doğru süzülürken yıldızlar onlara eşlik ediyordu. Pufi, Can’ı nazikçe odasının penceresinden içeri bıraktı. “Unutma Can,” diye fısıldadı Pufi, “hayallerin seni her yere götürebilir.”
Can, yumuşacık yatağına uzandığında hala gülümsüyordu. Başucundaki masada duran resmine baktı; artık o bulut evi ona hiç de uzak gelmiyordu. Gözlerini kapattığında, kalbinde büyük bir huzur vardı. Hayal gücünün açtığı kapıdan geçen Can, o gece rüyasında tekrar bulutların üzerinde dans etti.
Bu masal şimdiye kadar 34 kez okundu.
Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.