İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Hayal Gücü 3 dakika dinleme 4 dakika okuma

Koyu Mavi Kutunun Sırrı

Yağmurlu bir günde evde canı sıkılan Mert, odasındaki boş karton kutuyu koyu maviye boyayarak hayal gücü sayesinde harika bir maceraya adım atar.

Masalı oku

Dışarıda şıp şıp yağmur yağıyordu. Mert camın kenarına oturmuş, camdan süzülen damlaları ve gri bulutları izliyordu. “Bugün hiç eğlenceli değil,” diye içini çekti. Parka gidememek onu biraz üzmüştü ama tam o sırada odasının köşesinde duran kocaman, boş bir karton kutu dikkatini çekti.

Mert yerinden fırladı, “Bu sadece bir kutu değil!” dedi kendi kendine. Gözleri heyecanla parladı. Hemen çalışma masasından boya kalemlerini ve fırçalarını getirdi. Kutuyu en sevdiği renk olan koyu maviye boyamaya karar verdi. Artık sıkılmak yoktu, Mert’in harika bir planı vardı.

Mert fırçasını neşeyle sallayarak kutuyu boyamaya başladı. Her yer masmavi oluyordu. Kutuya yuvarlak beyaz pencereler çizdi, bir de tepesine kağıt rulodan uzun bir periskop yaptı. Artık bu eski kutu, derin denizlere dalmaya hazır muhteşem bir denizaltıya dönüşmüştü.

Boya kuruduğunda, Mert ve köpeği Pırtık kutunun içine yerleştiler. Mert, hayali bir kaptan şapkasını düzelterek “Kaptan Mert görev başında! Motorlar çalışsın!” diye bağırdı. Birdenbire odanın halısı masmavi bir okyanusa dönüşmeye başladı. Koyu mavi kutu artık dalgaların arasında süzülüyordu.

Denizaltı yavaşça hayali dalgaların altına süzüldü. Mert periskoptan dışarı baktı ve hayretle gülümsedi. Odanın içindeki yumuşak yastıklar sanki renkli mercan kayalıkları olmuştu. Pırtık ise heyecanla kuyruğunu sallıyor, denizaltının penceresinden bu yeni dünyayı izliyordu. Her yer pırıl pırıldı.

“Bak Pırtık! Renkli balıklar bize el sallıyor!” dedi Mert heyecanla. Yatağının altından geçen parıltılı, hayali balıkları izlediler. Kırmızı, sarı ve yeşil balıklar koyu mavi denizaltının etrafında neşeyle dans ediyordu. Mert gülümsedi, hayalindeki dünya ne kadar da renkli ve canlıydı.

Derken karşılarına kocaman ama çok nazik bir ahtapot çıktı. Bu ahtapotun sekiz tane uzun kolu vardı ve her koluyla farklı bir selam veriyordu. Mert ona camdan neşeyle el salladı. “Merhaba Bay Ahtapot! Bizimle oyun oynamak ister misin?” diye sordu.

Denizaltı ilerlemeye devam etti ve çalışma masasının altındaki gizli bir mağaraya ulaştı. Orada ışıl ışıl parlayan bir hazine sandığı buldular. Sandığın içinde Mert’in kaybettiği eski oyuncakları ve en sevdiği bilyeleri vardı. Mert, “Hazineyi bulduk Pırtık!” diye sevinçle bağırdı.

Yağmur yavaşça dinmiş, bulutların arasından parlak bir güneş gözükmeye başlamıştı. Ama Mert’in canı dışarı çıkmak istemiyordu. Okyanusun derinliklerinde keşfedilecek daha çok gizem vardı. Koyu mavi kutu ona dünyanın en eğlenceli macerasını sunuyordu.

Yakındaki küçük bir yıldız, Gobi’nin bu yeni halini görünce sevinçle göz kırpmış. “Vay canına Gobi, ne kadar da güzel görünüyorsun!” demiş. Gobi, kendi ışığının ne kadar yumuşak ve huzur verici olduğunu o an fark etmiş.

Bu masal şimdiye kadar 11 kez okundu.

Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.

Hayal Gücü masalları

Aynı temadan devam etmek istersen.