İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Kerem 5 October 2026 Duygular ve Sosyal Beceriler

Çocuğunuz Başaramayınca Hemen Pes mi Ediyor?

Fotoğraf: Tony Saiko / Unsplash

Halının üzerine serilmiş onlarca ahşap bloğun üst üste dizilişini izliyorsun. Çocuğun büyük bir dikkat ve heyecanla kulesini büyütüyor. Tam son parçayı koyacakken küçük bir el sarsıntısıyla bütün emekler bir anda yere saçılıyor. O an odada yankılanan öfke çığlığını veya hırsla fırlatılan bir oyuncağın sesini çok iyi tanıyorsun. Ya da belki bir resmi çizerken çizgiyi taşırdığı için kağıdı buruşturup atan, ayakkabı bağcığını ilk denemede bağlayamayınca “Ben bunu asla yapamayacağım!” diye ağlayan minik bir bedenle karşı karşıyasın. İçindeki o şefkatli ebeveyn hemen araya girip “Üzülme ben yaparım” demek ile “Bu kadar küçük bir şey için kızılır mı?” diye sitem etmek arasında kalabilir. Çocuğunun bir zorluk karşısında hemen vazgeçmesi seni endişelendirebilir. Oysa bir işi yapamayınca öfkelenmek, pes etmek ya da vazgeçmek son derece insani ve çocukluk döneminde oldukça doğal bir tepkidir.

Çocuklar dünyayı keşfederken her şeyin ilk denemede mükemmel olmasını bekleme eğilimindedirler. Zihinlerinde canlandırdıkları ile ellerinin yapabildiği arasındaki fark açıldığında büyük bir hayal kırıklığı yaşarlar. Çocuğuna denerken pes etmemeyi, yanılmanın öğrenmenin bir parçası olduğunu ve bu yoğun duyguyla nasıl başa çıkacağını öğretmek zaman alan bir yolculuktur. Her çocuğun mizaç yapısı ve duygusal olgunlaşma hızı farklıdır. Sen de bu süreçte ona rehberlik ederken kendi sabrını büyütebilir, onunla birlikte yeni bir bakış açısı geliştirebilirsin.

Başarısızlık Hissiyle Barışmak

Bir çocuk için başaramamak sadece bir oyunun yarım kalması değildir; bazen yetersizlik hissiyle yüzleşmek demektir. Büyüklerin dünyasında rutin sayılan pek çok beceri, onlar için aşılması gereken yüksek bir dağ gibidir. Yanılmayı ya da yapamamayı bir felaket gibi görmek yerine, bunun öğrenme yolunun doğal bir durağı olduğunu hissettirmekle işe başlayabilirsin. Çocuğun öfkelendiğinde veya ağladığında ona hemen “Bunda üzülecek bir şey yok” demek, yaşadığı yoğun hissi yok saymak anlamına gelebilir. Bunun yerine onun duygusunu onaylayarak yanına oturabilirsin.

“Kule devrildiği için çok kızdın, seni anlıyorum. Çok uğraşmıştın” gibi bir cümle, çocuğun anlaşıldığını hissetmesini sağlar. Duygusu sakinleştikten sonra hata yapmanın ne kadar kıymetli olduğunu konuşabilirsin. Kendi hayatından neşeli ve küçük başarısızlık örnekleri anlatmak onun üzerindeki baskıyı hafifletir. Yemek yaparken yaktığın bir keki veya çocukken bisikletten düşüşünü onunla paylaşabilirsin. Sürecin zaman aldığını anlaması için birlikte Tırtıl Tobi’nin Sabır Yolculuğu masalını okuyabilir, kozasından çıkmak için acele etmeyen Tobi gibi bazı şeylerin de zamanla olacağını konuşabilirsiniz.

Sonuca Değil Çabaya Odaklanın

Bir çocuk bir puzzle parçasını yerine oturttuğunda veya güzel bir resim yaptığında refleks olarak “Çok zekisin!”, “Harika başardın!” deme eğiliminde olabiliriz. Ancak sadece sonuca ve başarıya odaklı övgüler, çocukta farkında olmadan bir baskı oluşturabilir. Çocuk, başaramadığı zaman sevilmeyeceğini veya takdir edilmeyeceğini düşünerek risk almaktan ve yeniden denemekten kaçınmaya başlar. Oysa övgünün yönünü süreçte gösterilen çabaya çevirmek bambaşka bir kapı aralar.

Resim bittiğinde “Ne kadar harika bir resim” demek yerine, “Renkleri seçerken ne kadar çok düşündün, o çizgiyi çekmek için ne kadar uğraştın” diyebilirsin. Kulesi yıkıldığında ise “Kule yıkıldı ama sen orada tam on dakika boyunca pes etmeden blokları üst üste koymak için çabaladın, bu çaban gerçekten takdire şayan” demek, ona başaramasa bile gösterdiği emeğin değerli olduğunu öğretir. Çabası takdir edilen çocuk, başarısız olsa dahi yeniden deneme cesaretini kendisinde bulur. Tıpkı zirveye ulaşmak için yavaş ama kararlı adımlarla ilerleyen minik dostumuzun hikayesinde olduğu gibi… Minik Salyangoz ve Kocaman Tepe masalını birlikte incelerken, önemli olanın hızlı gitmek değil, adımları atmaya devam etmek olduğunu ona hatırlatabilirsin.

Küçük Adımlarla Hedefe Ulaşma Yolları

Büyük ve karmaşık görevler çocukların gözünü korkutabilir ve bu da hızlıca pes etmelerine yol açabilir. Bir çocuk için 50 parçalık bir yapboz ya da kendi başına giyinmek devasa bir görev gibi görünebilir. Böyle anlarda görevi daha küçük, yönetilebilir parçalara bölmek harika bir yöntemdir. Çocuğun zorlandığı bir işe başladığında, tüm yükü onun sırtına yüklemek yerine ilk adımı birlikte atabilirsiniz.

Örneğin yapbozun sadece kenar parçalarını bulmayı hedefleyebilirsiniz. “Gelin bugün sadece mavi parçaları toplayalım” diyerek büyük hedefi küçültebilirsin. Çocuk her küçük adımda başarma duygusunu tattıkça özgüveni tazelenir. Bir de deneme sınırını belirlemek iyi bir tekniktir. “Şimdi bunu üç kez deneyeceğiz, olmasa da biraz dinleneceğiz” diyerek beklentiyi netleştirebilirsin. Deneme aralarına nefes alma molaları koymak, öfke patlamalarının da önüne geçer. Ona öfkelendiğinde derin bir nefes alıp arkasına yaslanmayı, bedenini gevşetmeyi ve zihnini dinlendirmeyi öğretebilirsin.

Defne’nin Öyküsünden İlham Almak

Çocuklar kurallardan veya öğütlerden ziyade hikayeler aracılığıyla öğrenirler. Onlara kurgusal karakterlerin yaşadığı zorlukları gösterdiğimizde kendi duygularını dışarıdan bir gözle izleme şansı yakalarlar. Tam da bu noktada spor yaparken, yeni bir oyuna başlarken ya da bir beceri kazanırken pes etme noktasına gelen çocuklar için harika bir örnek var. Basketbol sahasında topu potaya ulaştırmakta zorlanan ama denerken kendi içindeki gücü keşfeden Defne’nin macerası, çocuklara çok tanıdık gelecektir.

Pota Yıldızı Defne ve Sihirli Çember masalını çocuğunla birlikte okurken, Defne’nin topu her kaçırdığında hissettiği o tanıdık hayal kırıklığını üzerine konuşabilirsiniz. “Sence Defne top girmeyince ne hissetti?”, “Sen olsaydın o an ne yapardın?” gibi sorularla çocuğunun kendi hislerini karakter üzerinden ifade etmesini sağlayabilirsin. Defne’nin vazgeçmediği ve sihirli çemberin aslında kendi içinde saklı olduğunu anladığı anlar, çocuğuna başarısızlığın bitiş değil, sadece yeni bir başlangıç olduğunu tatlı bir dille anlatacaktır.

Çocuğunun pes etmeden yoluna devam edebilmesi bir günde gerçekleşecek bir değişim değildir. Bazen yine kızacak, yine elindeki malzemeyi fırlatmak isteyecektir. Yanında sakince durman, onun çabasını görünür kılman ve hata yapmanın dünyanın sonu olmadığını hissettirmen en büyük destektir. Bir gün gelecek, o devrilen kuleyi öfkeyle değil, yüzünde kocaman bir tebessümle ve “Haydi bir daha deneyelim” diyerek yeniden kurduğunu göreceksin.