Duygular ve Empati 4 dakika dinleme 4 dakika okuma
Ördek Vak’ın Sabırsız Sırası
Ördek Vak parktaki renkli kaydıraktan kaymak için sabırsızlanır ama önündeki uzun sıra onu zorlar. Sıra beklemeyi neşeli oyunlara dönüştürerek sabırlı olmanın ve anı güzelleştirmenin keyfini öğrenir.
Masalı oku
Güneşli bir sabah, küçük Ördek Vak ormandaki en renkli parka koşarak gitti. Parkta kocaman, kıvrımlı ve sarı bir kaydırak vardı. Vak, kaydırağı görünce heyecanla kanatlarını çırptı. Parktaki çiçeklerin kokusu ve kuşların cıvıltısı havayı neşeyle dolduruyordu. Vak’ın tek isteği, o güzel kaydıraktan bir an önce kaymaktı.
Kaydırağın önünde uzun bir sıra vardı. Vak sıranın en arkasına geçti ama yerinde duramıyordu. Bir sağ ayağının üzerinde, bir sol ayağının üzerinde zıplıyordu. Zaman onun için çok yavaş geçiyordu. “Neden bu kadar bekliyoruz? Hemen kaymak istiyorum!” diye içinden geçirdi ve sabırsızca yerinde kıpırdandı.
Vak dayanamayıp sırayı bozmaya karar verdi. Arkadaşlarını yavaşça iterek öne geçmeye çalıştı. Sıradaki küçük tavşan Pofuduk, Vak onu itince sendeledi ve çok üzüldü. Pofuduk, “Vak, lütfen sıranı bekle, hepimiz heyecanlıyız,” dedi. Vak, arkadaşının üzgün yüzünü görünce biraz mahcup hissetti ama hala çok sabırsızdı.
Tam o sırada, Vak’ın hemen önünde duran neşeli sincap Tıkır arkasına döndü. Vak’ın sıkıldığını fark etmişti. Tıkır, “Biliyor musun Vak, beklemek aslında o kadar da sıkıcı değil,” dedi yumuşak bir sesle. Vak merakla gözlerini açtı. Tıkır, “Sıra beklerken zamanı hızlandıracak sihirli bir oyunum var,” diye ekledi.
Tıkır oyunu anlatmaya başladı: “Önce içinden üçe kadar say, sonra gaganla yere tık tık yap. Ardından bir tur kendi etrafında dön. Bunu yaparken her seferinde yeni bir ritim tuttur!” Tıkır hemen uygulamalı olarak gösterdi. Ayaklarıyla yere hafifçe vurarak küçük bir tempo tutmaya başladı.
Vak, Tıkır’ın yaptıklarını çok sevdi. Hemen o da denemeye başladı. “Bir, iki, üç!” diye içinden saydı ve gagasını hafifçe yere vurdu: Tık tık! Sonra kendi etrafında paytak paytak döndü. Bu küçük oyun Vak’ın çok hoşuna gitmişti. Artık sadece kaydırağı değil, bir sonraki ritmini düşünüyordu.
Vak oyununa devam ederken zamanın nasıl geçtiğini anlamadı bile. “Dört, beş, altı!” diyerek yeni bir melodi mırıldandı. Kanatlarını hafifçe gövdesine vurarak “pat pat” sesleri çıkardı. Etrafındaki diğer hayvanlar da onun bu neşeli hallerini görüp gülümsemeye başladılar. Park artık daha da eğlenceli bir yer olmuştu.
Bir de baktı ki, kaydırağın merdivenlerine gelmiş! Önündeki tavşan Pofuduk basamakları tırmanırken Vak ona neşeyle el salladı. Vak artık öne geçmeye çalışmıyordu çünkü oyun oynarken beklemek çok kolaylaşmıştı. Arkadaşlarıyla aynı sırayı paylaşmak ona kendini çok iyi hissettiriyordu.
Sonunda sıra Vak’a geldi! Merdivenleri hızla çıktı, tepede derin bir nefes aldı ve kendini sarı kaydıraktan aşağı bıraktı. “Vaaakkk!” diye bağırarak rüzgarın kanatlarının arasından geçişini hissetti. Kaydıraktan kaymak harikaydı ama bu sefer beklemek de en az kaymak kadar eğlenceli olmuştu.
Vak kaydırağın sonuna geldiğinde, arkadaşı Tıkır onu aşağıda bekliyordu. Vak, “Teşekkürler Tıkır! Sabretmek oyunla çok daha kolaymış,” dedi. İki arkadaş el ele tutuşup tekrar sıranın sonuna doğru koştular. Vak artık biliyordu ki, sırasını beklerken oynayacağı harika oyunlar vardı ve arkadaşlarıyla her şey daha güzeldi.
Bu masal şimdiye kadar 33 kez okundu.
Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.