Özgüven ve Azim 4 dakika dinleme 4 dakika okuma
Rüzgar’ın İlk Bisiklet Yolculuğu
Beş yaşındaki Rüzgar, kırmızı bisikletini iki tekerlekli olarak sürmekten korksa da denemekten vazgeçmeyerek cesaretini keşfediyor.
Masalı oku
Güneşli bir öğleden sonraydı. Beş yaşındaki Rüzgar, pırıl pırıl parlayan yeni kırmızı bisikletiyle çiçekli şehir parkına gelmişti. Kırmızı bisikleti çok güzeldi ama Rüzgar biraz heyecanlı ve endişeliydi. Bugün yardımcı tekerlekleri olmadan sürmeyi deneyecekti. Derin bir nefes alıp bisikletine baktı.
Parkta pek çok çocuk vardı. Bazıları hızla bisiklet sürüyor, bazıları ise kahkahalar atarak yokuş aşağı iniyordu. Rüzgar kenardan onları izlerken, “Acaba ben de onlar gibi sürebilir miyim? Ya dengemi sağlayamazsam?” diye sessizce düşündü. Bisikleti tutan elleri hafifçe titriyordu.
Rüzgar’ın kalbi küt küt atıyordu. İki tekerlek üzerinde dengede durmak ona dünyanın en zor işi gibi görünüyordu. “Ya düşersem ve canım acırsa?” diye korktu. Bisikletinin siyah tutma yerlerini sıkıca kavradı. O an bisikleti sanki ona çok büyükmüş gibi gelmeye başladı.
Babası Emre yanına gelip sevgiyle gülümsedi. “Korkman çok normal canım oğlum,” dedi yumuşak bir sesle. “Ben arkandan sıkıca tutacağım, sen sadece önüne bak ve pedalları çevir. Biz harika bir ekibiz ve ben her zaman yanındayım.”
Rüzgar yavaşça bisikletin selesine oturdu. Babası Emre bisikleti iki yanından dengede tutuyordu. Rüzgar, babasının orada olduğunu, onu asla bırakmayacağını bilince kendini biraz daha cesur hissetti. Ayaklarını dikkatlice pedalların üzerine yerleştirdi ve “Hazırım baba!” dedi.
İlk pedalı çevirdiğinde bisiklet hafifçe sağa sola sallandı. Ama babası onu hiç bırakmadı, adımlarını Rüzgar’ın hızıyla eşitledi. “Harikasın Rüzgar, bak nasıl da gidiyorsun!” diye destekledi. Rüzgar yavaş yavaş ilerlemeye başladı, korkusu yerini büyük bir meraka bırakıyordu.
Birden Rüzgar bisikletin sanki uçuyormuş gibi hafiflediğini hissetti. Babası elini yavaşça çekmişti ama Rüzgar hala dengedeydi! Kendi başına, iki tekerlek üstünde gidiyordu. Pedallara daha bir güvenle asıldı. Dengede durmanın aslında bir dans gibi olduğunu fark etti.
Rüzgar şimdi rüzgar gibi esiyordu! Saçlarının arasından geçen ılık esinti ona harika bir özgürlük hissi veriyordu. “Bak baba, kendi başıma sürüyorum!” diye sevinçle bağırdı. Yüzünde kocaman, dişlerini gösteren bir zafer gülümsemesi vardı. Artık korku tamamen uçup gitmişti.
Parkın öbür ucuna kadar sürüp babasının yanına geri döndü ve yavaşça fren yapıp durdu. Başarmıştı! Hiç düşmemişti ve artık bisiklete binmek ona dünyanın en eğlenceli şeyi gibi geliyordu. Babası Emre ile neşeyle çak yaptılar. “Bunu ben yaptım!” dedi Rüzgar gururla.
O gün Rüzgar çok önemli bir şey öğrendi: Yeni şeyler denemekten korkmamalıydı. Kendine inandığında ve vazgeçmediğinde her zorluğu aşabilirdi. Artık yeni maceralara pedal çevirmek için Rüzgar’ı kimse tutamazdı. O, parkın en cesur ve en hızlı küçük pilotuydu.
Bu masal şimdiye kadar 28 kez okundu.
Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.