İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Kerem 30 September 2026 Ebeveyn Rehberi

Karanlık korkusu: gece rutini

Fotoğraf: Rohit Bhusan / Unsplash

Gün biterken odanın ışığını kapattığın o anı düşün. Çocuğunun yatağına sokulup yorganı çenesine kadar çekişini, gözlerini kocaman açarak odanın köşesindeki sandalyeye ya da perdeye endişeyle bakışını… Belki de tam kapıdan çıkacakken elini tutup ‘Gitmene gerek var mı?’ diye fısıldayışını duyuyorsun. Gündüz neşeyle koşturan, kahkahalar atan o küçük insan, gece olup ışıklar sönünce bambaşka bir kırılganlığa bürünebiliyor. Kendi odanda, yorgun bir günün ardından sadece birkaç dakika dinlenmeyi umarken kendini yeniden çocuk odasında, bir gölgenin canavar olmadığını anlatmaya çalışırken bulabilirsin.

Ebeveyn olarak o anlarda ne diyeceğini bilememek çok doğaldır. ‘Burada korkacak hiçbir şey yok’ demek içinden gelse de, çocuğun dünyasında o korku oldukça gerçektir. Her çocuk farklıdır ve bazı çocuklar gecenin getirdiği sessizliği ve belirsizliği diğerlerine göre çok daha derin hissedebilir. Bu süreci bir mücadeleye dönüştürmeden, ikiniz için de sakin bir uyku geçişi sağlamak mümkündür.

Karanlık Neden Korkutucu Gelir?

Çocukların zihinsel gelişimi ilerledikçe hayal güçleri adeta sınır tanımaz bir genişliğe ulaşır. Gündüz izledikleri bir çizgi filmdeki karakter, parkta gördükleri tuhaf bir gölge ya da dinledikleri bir hikayedeki küçük bir detay, akşam saatlerinde zihinlerinde büyümeye başlar. Görsel uyaranlar azaldığında, yani ışık kapandığında, beyin boşlukları doldurmaya meyllidir. Gündüz montunu astığın o askılık, gece karanlığında devasa bir figüre dönüşebilir.

Ayrıca karanlık, kontrol kaybı hissiyatını da beraberinde getirir. Gözlerini kapattığında veya çevresini tam göremediğinde çocuk kendini savunmasız hissedebilir. Ayrılık kaygısı da gece vakti kendini daha belirgin gösterir; gündüz kendi kendine oynayan çocuk, gece olunca yanından ayrılmanı istemeyebilir. Tıpkı Demir’in Uykucu Ayıcığı masalında olduğu gibi, bazen tanıdık ve yumuşak bir nesneye tutunmak, bu belirsizlik hissini azaltmanın en doğal yoludur.

Işık’ın Hikayesiyle Geceyi Keşfetmek

Karanlığa karşı takınılan tutumu değiştirmenin en etkili yollarından biri, ona yüklenen anlamı yumuşatmaktır. Geceyi ürkütücü bir bilinmezlik olarak değil, doğanın ve bedenin dinlenme zamanı olarak anlatmak çocukların bakış açısını değiştirebilir. Hikayeler bu dönüşümde harika birer köprü görevi görür.

Örneğin, gecenin kendi içinde barındırdığı minik mucizeleri keşfetmek çocuğuna cesaret verebilir. Karanlıkta Parlayan Ateşböceği masalını birlikte okurken, karanlığın aslında güzellikleri ortaya çıkaran bir fon olduğunu konuşabilirsiniz. Gece olmasa ateşböceğinin o ışıltılı dansını göremeyeceğimizi, yıldızların parlamak için karanlığa ihtiyaç duyduğunu anlatmak zihnindeki ‘karanlık eşittir tehlike’ algısını kırmaya yardımcı olur. Benzer şekilde Geceyi Keşfeden Minik Kedi gibi masallarla gece vakti adımlanan sessiz sokakların ve evlerin aslında ne kadar huzurlu bir uykuya daldığını hissettirebilirsin.

Korkuyu Sakinleştiren Yumuşak Gece Rutinleri

Bedenin ve zihnin uykuya hazırlanması ani bir ışık kapatma hareketiyle gerçekleşmez. Uykuya geçişin kademeli ve öngörülebilir olması, çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Akşam saatlerinde uygulayabileceğin basit ama etkili adım önerileri şunlardır:

  • Işıkları Kademeli Olarak Azaltın: Yatma vaktinden bir saat önce evdeki parlak tavan ışıklarını kapatıp sarı, yumuşak masa lambalarına geçiş yapabilirsin. Bu durum vücuda melatonin salgılaması için doğal bir işaret verir.
  • Sessiz ve Güvenli Bir Alan Yaratın: Yatak odasının kapısını aralık bırakmak ya da koridora hafif bir gece lambası koymak, çocuğun tamamen yalıtılmış hissetmesini önler. Ona ‘Ben yan odadayım, kapımız açık ve güvendesin’ mesajını vermek içini rahatlatacaktır.
  • Hissiyatı Doğrulayın: ‘Korkacak bir şey yok’ demek yerine ‘Odanın karanlık olması seni biraz endişelendirdi, anlıyorum. Gel birlikte bakalım’ demek çocuğun duygusunun anlaşıldığını hissettirir.
  • Bedensel Gevşeme Egzersizleri Yapın: Yatağa yattığınızda birlikte derin nefesler alıp verebilirsiniz. ‘Karnına kocaman bir balon koyduk, şimdi onu yavaşça şişirip boşaltıyoruz’ gibi hayali oyunlar kasların gevşemesine yardımcı olur.

Gölge Oyunuyla Karanlığı Eğlenceye Dönüştürün

Korkulan şeyin üzerine neşeyle gitmek, onun ürkütücü gücünü elinden alır. Karanlıkla kurulan ilişkiyi neşelendirmenin en güzel yolu gündüz ya da alacakaranlıkta oda içinde küçük oyunlar oynamaktır. Karanlığın sadece bir ışık yokluğu olduğunu deneyimleyen çocuk, gece yatağına yattığında o kadar endişelenmez.

Eline bir el feneri alarak odanın duvarında ellerinle tavşan, kuş ya da kurt figürleri oluşturabilirsin. Çocuğunun da kendi elleriyle komik şekiller yapmasını sağlayabilirsin. Duvara yansıyan o büyük gölgenin aslında sadece küçük bir el hareketinden ibaret olduğunu görmek, odadaki diğer gölgelerin de sıradan nesnelere ait olduğunu kavramasını kolaylaştırır. ‘Bak şu duvardaki koca kulaklı canavar aslında senin başucundaki sevimli ayıcığın gölgesimiş’ diyerek birlikte gülümsemek, karanlığın üzerindeki gizem perdesini aralar. Geceyi bir macera ve hayal gücü alanı olarak görmek, zihnin sakinleşmesine destek olur.

Çocuğunun karanlık korkusu bir günde yok olmayabilir; bazı geceler daha sakin geçerken bazı geceler yine senin varlığına ve teselline daha çok ihtiyaç duyabilir. Bu sürecin doğal bir gelişim evresi olduğunu kabul edip sabırla ve şefkatle yanında durduğunda, zamanla odasındaki karanlığın güvenli bir uyku limanı olduğunu kendi hızıyla öğrenecektir.