İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Kerem 21 September 2026 Ebeveyn Rehberi

Yastık ve Battaniyelerden Masal Sahnesi Oluşturmak

Fotoğraf: NON / Unsplash

Yağmurlu bir pazar öğleden sonrası ya da dışarıda rüzgarın uğultusuyla kapıya yüklendiği uzun bir kış akşamı… Evin koridorlarında adımlar yavaşlamış, sehpanın üzerindeki çay bardağından hafif bir buhar yükseliyor. Sen belki de koltukta biraz dinlenmenin, günün koşturmacasını zihninden atmanın hayalini kuruyorsun. Tam o anda yanında biten minik adımlar ve sana yöneltilen o tanıdık bakış beliriyor: “Şimdi ne oynayacağız?” Aklına hemen kutu oyunları, ekranlar ya da odanın her yanına dağılacak onlarca plastik oyuncak gelebilir. Oysa bazen en büyük maceranın tohumları, salonun ortasındaki o sıradan koltuk yastıklarında ve gardırobun raflarına katlanmış battaniyelerde saklıdır. Yere serilen bir çarşafın altı, birkaç dakika içinde derin bir kanyonun korunaklı mağarasına ya da okyanusun ortasında sallanan sarsılmaz bir kaptan köşküne dönüşebilir. Çocuğunla birlikte evdeki eşyaların şeklini değiştirip yepyeni bir evren inşa etmek, sadece zaman geçirmeyi sağlamaz; onun hayal dünyasına, problem çözme yetisine ve seninle kurduğu o sıcacık bağa el uzatır.

Evdeki Nesnelerin Masal Dekoruna Dönüşmesi

Bir çocuk için etrafındaki eşyalar hiçbir zaman sadece nesne olarak kalmaz. Bizim için üzerine oturduğumuz bir koltuk minderi, onun zihninde devasa bir kayadır. Ağır, kırmızı bir battaniye aşılması gereken bir lav nehri, mavi bir tül perde ise altında gizemli balıkların yüzdüğü derin bir deniz olabilir. Evdeki basit nesneleri oyunun parçası haline getirmek, çocuğun zihinsel esnekliğini destekleyen en doğal yollardan biridir. Nesnelerin birincil işlevlerinin ötesine geçebildiğini görmek, ona düşüncenin sınırları olmadığını hissettirir. Bir mandalın sadece çamaşır asmaya yaramadığını, kentin surlarını birbirine tuturan gizli bir kilit olabileceğini keşfetmek; çocuğun yaratıcı düşünme becerisini gözle görülür biçimde besler.

Bu sürece başlarken çocuğuna yön belirten ama onun hayal gücünü kısıtlamayan sorular sormak harika bir kıvılcım çakabilir. “Bu koltuk minderlerini yığsak acaba neye benzer?” ya da “Sence bu sandalye bir şatonun kulesi olabilir mi?” gibi sorularla onu sürece dahil edebilirsin. Nesnelerin dönüşümünü izlemek, çocuğa hazır bir oyuncak vermekten çok daha derin bir tatmin duygusu yaşatır. Çocuğun kendi çabası ve senin desteğinle şekillenen o küçücük alan, piyasadaki en pahalı oyun çadırından çok daha anlamlı ve canlı hissettirir.

Mekan Yapımında Birlikte Çalışmak

Yastıklardan kale ya da battaniyeden çadır yaparken işin en keyifli ama bazen de sabır gerektiren kısmı birlikte çalışabilmektir. Bir sandalyenin sırtına gerilen battaniyenin kayıp düşmesi, üst üste dizilen minderlerin pat diye devrilmesi kaçınılmazdır. İşte bu küçük kriz anları, çocuğun direnç kazanması ve seninle ortak bir dil kurması için eşsiz fırsatlar sunar. Burada önemli olan, mimar rolünü tamamen üstlenip yapıyı senin kurman değil; yönlendirmeyi çocuğa bırakıp bir yardımcısı gibi hareket edebilmektir.

Battaniyenin ucunu bir kitabın altına sıkıştırırken “Acaba bu ağırlık bunu tutmaya yeter mi?” diye sorabilir veya kayan yastıklar için ondan fikir isteyebilirsin. Birlikte bir şeyler inşa etmek, sadece fiziksel bir yapı değil, aynı zamanda aranızdaki güveni de sağlamlaştırır. Bırak çadır biraz yamuk dursun, bırak minderin bir tarafı çökük kalsın. Mükemmel bir estetik arayışından ziyade, deneme-yanılma sürecinin getirdiği heyecana odaklanmak sürecin ruhunu korur. Hangi fikrin çalışıp hangisinin çalışmadığını görerek adım atmak, çocuğun mekan duygusunu ve zihinsel becerilerini geliştirirken onu bir şeyleri başarma duygusuyla donatır.

Ortama Uygun Hikaye Kurgulamak

İnşa edilen mekan bittiğinde, sıra o mekanı canlandıracak ruha, yani masala gelir. Kurulan o küçük, loş alanın içine birlikte emekleyerek girmek bile başlı başına büyülü bir eşikten geçmektir. Dışarıdaki dünyanın ışığını hafifçe kıracak biçimde içeri bir el feneri almak ya da küçük bir gece lambası yakmak, ortamın atmosferini anında değiştirir. Şimdi o çadır artık salonun ortası değil; masalın tam kalbidir.

Hikayeyi kurgularken mekanın fiziksel unsurlarını anlatının içine katmak heyecanı artırır. “Şu an fırtınalı bir adadaki sığınağımızdayız, duydun mu dışarıdaki rüzgarı?” diyerek rüzgar sesi taklidi yapabilir ya da minderi işaret ederek “Bu taşın altına gizlenmiş haritayı bulmamız gerek” diyebilirsin. Hikayeyi tamamen senin anlatman şart değildir; roller paylaşabilir, cümlenin devamını ona bırakabilirsin. “Kapıdan içeri giren devin ilk söylediği şey ne oldu dersin?” gibi sorularla anlatının akışını birlikte yönlendirebilirsiniz. Masalın içinde yer almak, çocuğu dinleyici konumundan çıkarıp hikayenin kahramanı yapar. Bu da onun dili kullanma yeteneğini, empati kurma becerisini ve olaylar arasında bağ kurma kapasitesini güçlendirir.

Oyun Bitişinde Toplanma Rutini

Keyifli saatlerin ardından oyunun bitiş anı geldiğinde, o büyülü dünyanın birden dağılacak olması çocuklarda zaman zaman bir direnç ya da üzüntü yaratabilir. Sahneyi bozup minderleri koltuğa geri koymak, eğlencenin bittiği gerçeğiyle yüzleştirir. Ancak bu toplanma sürecini de masalın ve oyunun bir devamı haline getirmek mümkündür. Oyunu aniden kesip her şeyin hemen toplanmasını istemek yerine, kapanışı da bir ritüele dönüştürebilirsin.

Öne çıkan bazı yapıcı yaklaşımlar şunlar olabilir:

  • Hikayenin kahramanlarının dinlenme zamanının geldiğini söyleyerek toplanmaya başlamak.
  • “Sihirli mağaradaki taşları tek tek eski yerlerine koyalım ki iz kalmasın” diyerek oyuna uygun rol vermek.
  • “En ağır taşı kim koltuğa geri taşıyacak?” gibi neşeli meydan okumalarla süreci hareketlendirmek.

Her çocuğun ilgi alanı, odaklanma süresi ve hayal gücünü dışa vurma biçimi elbette birbirinden farklıdır. Kimi çocuk saatlerce o çadırın içinde kendi kurguladığı dünyada kaybolmak isterken, bir başkası beş dakika sonra minderleri devirip üzerine zıplamayı tercih edebilir. Önemli olan kusursuz bir oyun kurmak değil, o anın içinde çocukla aynı hizaya gelip aynı hayale ortak olabilmektir. Birkaç yastık ve battaniyenin arkasında saklı duran o sıcak anlar, yıllar sonra hatırlanacak en tatlı çocukluk anılarına dönüşür.