Zaman Yolculuğu 3 dakika dinleme 5 dakika okuma
Farabi’nin Sihirli Müziği
Efe, hissettiklerini kelimelerle anlatmakta zorlanırken eski bir kutuda parıldayan sihirli bir kanun bulur ve müziğin gücüyle duygularını paylaşmayı keşfeder.
Masalı oku
Efe, odasında vakit geçirmeyi çok seven, meraklı ve neşeli bir çocuktu. Odası rengarenk oyuncaklar ve resimlerle doluydu. Efe sesleri çok severdi; yağmurun tıpırtısını, rüzgarın fısıltısını saatlerce dinlerdi. Ama bazen nasıl hissettiğini söyleyecek doğru kelimeleri bulmakta zorlanırdı. Mutlu olduğunda zıplar, birazcık üzgün olduğunda ise sadece susup otururdu. Kalbindeki duyguları anlatmak için sihirli bir yola ihtiyacı vardı.
Bir gün Efe, dolabının en üst rafında duran eski, tozlu bir kutu fark etti. Merakla kutuyu indirdi ve içini açtı. İçinde parıl parıl parlayan, tellerle dolu ahşap bir müzik aleti duruyordu. Bu bir kanundu! Efe, daha önce hiç böyle bir alet görmemişti. Kanunun üzerindeki desenler güneş ışığında altın gibi parlıyordu. Efe, bu gizemli aletin nasıl bir ses çıkardığını çok merak etti.
Efe, minik parmağını kanunun tellerine hafifçe dokundurdu. “Tınnn!” diye yumuşacık ve kristal gibi berrak bir ses çıktı. O anda odadaki eşyalar yavaşça silinmeye, duvarlar masmavi bir gökyüzüne dönüşmeye başladı. Efe’nin etrafını altın rengi bir ışık hüzmesi sardı. Sanki odası uçan bir halı olmuş, onu uzaklara, çok uzaklara taşıyordu. Efe korkmadı, aksine içini büyük bir huzur kapladı.
Işıklar yavaşça dağıldığında Efe kendini muhteşem bir saray bahçesinde buldu. Her yerde rengarenk çiçekler açmış, kuşlar neşeyle cıvıldıyordu. Havada mis gibi gül kokusu vardı. Efe elindeki kanunu sıkıca tutarak etrafına bakındı. Burası çok huzurlu ve büyüleyici bir yerdi. Ağaçların arasından süzülen güneş ışığı, yerdeki çimenleri parlatıyordu.
Bahçenin ortasındaki büyük bir ağacın altında, ak sakallı ve güler yüzlü bir adam oturuyordu. Başında otantik bir kavuk, üzerinde ise mavi bir kaftan vardı. Bu, dünyaca ünlü büyük müzisyen Farabi’ydi. Farabi, Efe’yi görünce elindeki yazı rulosunu kenara bıraktı ve ona sevgiyle gülümsedi. “Hoş geldin küçük yolcu,” dedi Farabi. Sesi o kadar yumuşaktı ki, sanki bir ninni gibiydi.
Efe utangaç bir tavırla Farabi’nin yanına yaklaştı. Farabi, Efe’nin elindeki kanunu işaret etti. “Bazen kelimeler kalbimizdekileri anlatmaya yetmez,” dedi bilge müzisyen. “O zaman bırak ellerin konuşsun. Bu kanun, senin içindeki gizli şarkıyı herkese duyurabilir.” Farabi, kendi yanındaki küçük kanunu dizine koydu ve Efe’ye nasıl çalacağını göstermeye başladı.
Efe, kalbindeki neşeyi düşünerek tellere vurdu. Birden kanundan pırıl pırıl, hoplayıp zıplayan sesler yükseldi. Sanki yüzlerce küçük zil aynı anda çalıyordu. Efe çaldıkça bahçedeki kuşlar onun müziğine eşlik etmeye başladı. Kelebekler Efe’nin başının üzerinde dans ediyordu. Efe ilk defa kelimelere ihtiyaç duymadan, ne kadar mutlu olduğunu bu müzikle anlatabildiğini fark etti.
Sonra Farabi ile birlikte çalmaya başladılar. Farabi’nin müziği derin bir deniz gibi huzurluydu. Efe, onun müziğini dinlerken kendini güvende ve güçlü hissetti. Müziğin sadece bir ses olmadığını, kalpten kalbe kurulan sihirli bir köprü olduğunu anladı. Farabi, Efe’nin başını okşadı ve “Unutma Efe, müzik senin ruhunun dilidir,” diye fısıldadı.
Birden etraf tekrar o altın rengi ışıkla kaplanmaya başladı. Farabi el sallayarak, “Müziği kalbinde taşı, küçük dostum!” diye seslendi. Efe, bahçenin ve Farabi’nin yavaşça uzaklaştığını gördü. Gözlerini bir anlığına kapattı; kulağında hala o huzurlu bahçenin ve kanunun büyüleyici sesi yankılanıyordu. Kalbi, hiç olmadığı kadar büyük bir sevgi ve huzurla dolmuştu.
Efe gözlerini açtığında tekrar kendi neşeli odasındaydı. Elinde ise hala o eski kanun duruyordu. Artık duygularını anlatmak onun için hiç de zor değildi. Annesi odaya girdiğinde, Efe ona sıkıca sarıldı ve kanunuyla küçük, tatlı bir melodi çaldı. Bu melodi “Seni çok seviyorum” demekti. Efe öğrenmişti ki; müzik, içimizdeki duyguları paylaşmanın en tatlı yoluydu.
Bu masal şimdiye kadar 19 kez okundu.
Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.