Kerem 23 September 2026 Ebeveyn Rehberi
Çocuğun Masal Dinlerken Resim Yapması Normal mi?
Akşamın ilerleyen saatlerinde, evin içindeki o tatlı koşturmaca yavaşça yerini durgunluğa bırakırken çocuğunla yan yana kuruluyorsun. Günün yorgunluğunu üzerinizden atmak, birlikte ılık bir yakınlık kurmak ve güzel bir masalın hayal dünyasına dalmak için harika bir an… Masalın ilk cümlelerini kurmaya ya da seslendirmeyi başlatmaya hazırlanırken, bir bakıyorsun ki minik eller çoktan masadaki boya kalemlerine uzanmış. Bir yandan kağıda dairesel çizgiler çiziliyor, bir yandan masal ilerliyor. Ya da belki elinde en sevdiği küçük araba var, masal boyunca onun tekerleklerini sessizce çevirip duruyor. Sen anlatmaya devam ediyorsun ama zihninin bir köşesinde o belirsiz şüphe kıpırdanmaya başlıyor: ‘Beni gerçekten dinliyor mu? Odaklanamadı mı? Acaba masal ilgisini çekmedi mi?’
Ebeveyn olarak bu tür anlarda endişeye kapılman son derece insani. Zihnimizde genellikle ideal bir dinleyici profili canlanır: Bedenini sabitlemiş, gözlerini masalı anlatan kişiye ya da kitaba dikmiş, pürdikkat dinleyen bir çocuk. Oysa çocukların dünyasında odaklanma ve dinleme biçimleri çok daha çeşitli, hareketli ve renklidir. Çocuğunun masal dinlerken bir şeylerle uğraşması, resim yapması ya da elinde bir oyuncak tutması bir ilgisizlik işareti olmayabilir. Aksine bu durum, onun masalı kendi dünyasında işleme ve zihnini açık tutma yöntemi olabilir.
Dokunsal Dinleme Mekanizması
Çocukların bedenleri yetişkinlere kıyasla çok daha hareketli bir yapıya sahiptir ve dış dünyadan gelen duyusal uyaranlara farklı yanıtlar verirler. Birçoğumuz için sabit durmak odaklanmayı kolaylaştırırken, bir çocuk için uzun süre hiç kıpırdamadan oturmak ciddi bir çaba gerektirir. Bedenini tamamen hareketsiz tutmaya odaklanan bir çocuk, enerjisinin büyük kısmını kıpırdamamak için harcamak zorunda kalabilir. Bu da masaldaki olay zincirini, karakterleri ve o büyüleyici atmosferi takip etmesini zorlaştırabilir.
Çocuğun tam da bu fiziksel ihtiyaç anında dokunsal teması devreye girer. Elinde bir hamur parçası sıkması, bir ip yumağıyla oynaması ya da masanın üzerindeki küçük nesnelerle uğraşması, bedenindeki fazla hareketi dışarı aktarmanın en doğal yoludur. Bu küçük fiziksel eylemler, bir nevi zihinsel çıpa görevi görür. Beden minik bir hareketle meşgul olurken, zihin sakinleşir ve masalın sesine daha kolay tutunur.
Kendi günlük alışkanlıklarını düşündüğünde bu durum sana da tanıdık gelebilir. Önemli ve uzun bir telefon görüşmesi yaparken farkında olmadan odanın içinde turladığın, elindeki kalemin kapağını açıp kapattığın ya da önündeki not kağıdının kenarlarına karmaşık desenler çizdiğin oluyor mu? Bu hareketleri yaparken karşındaki kişiyi dinlemediğini söyleyemeyiz; aksine, o minik hareketler senin dikkatini toplamana ve konuşmaya odaklı kalmana yardımcı olur. Çocuklar için de eldeki bir oyuncak veya boya kalemi tam olarak aynı görevi üstlenir.
Göz Teması Kurmadan da Masalı Takip Etmek
Bizler yetişkin iletişiminde göz temasını bir saygı, ilgi ve dinleme ölçütü olarak kabul etmeye alışkınızdır. Birisi bizimle konuşurken başka bir yere baktığında, sanki bizi duymuyormuş gibi hissederiz. Çocuğunun masal boyunca sana bakmaması, bakışlarını odaya, tavana ya da elindeki oyuncağa kaydırması sende masaldan koptuğu algısını yaratabilir. Ancak çocukların işitsel algılama kapıları göz temasından bağımsız olarak son derece açık kalabilir.
Çocuklar görsel ve işitsel bilgiyi aynı anda işlerken kendilerine özgü bir denge kurarlar. Bazen masal anlatan kişiye bakmak veya kitaptaki yoğun görselleri incelemek çocuk için duyusal bir yük oluşturabilir. Çocuğun bakışlarını başka bir yöne çevirmesi, duyduğu seslere ve kelimelerin zihninde uyandırdığı hayal gücüne daha rahat odaklanmasını sağlayabilir. Yani göz teması olmaması, kulakların kapalı olduğu anlamına gelmez.
Çoğu ebeveyn şu tatlı sürprizle karşılaşır: Masal biter, çocuk bütün anlatı boyunca yerdeki parçaları birleştirmekle meşgul olmuştur. Sen hiç dinlemediğini düşünerek iç çekerken, çocuk aniden masaldaki yan karakterin adını söyler ya da ‘Peki o küçük ejderha kaybolunca ne yaptı?’ diye bir soru sorar. O an anlarsın ki, senin boşluğa konuştuğunu sandığın her an, onun zihninde ilmek ilmek işlenmiştir.
Çizimlerle Masalı Odaklanarak İşleme
Masal dinleme anında eline kağıt ve boya kalemlerini alan bir çocuk, aslında anlatılan hikayeye kendi sanatsal yorumunu katıyor olabilir. Kelimeler havada süzülürken, onun zihninde beliren görüntüler kağıda dökülür. Masaldaki devasa ağaç kağıdın ortasında yeşil bir lekeye dönüşebilir, kahramanın hissettiği sevinç sarı bir çizgiyle hayat bulabilir. Bu durum bir dikkat dağınıklığı değil, aksine aktif bir dinleme ve zihinsel işleme sürecidir.
Çizim yapmak, masalın yarattığı duygusal dünyayı çocuk için daha somut ve güvenli bir hale getirir. Duyduğu olayları kendi çizgileriyle yeniden şekillendiren çocuk, masalın akışına daha derin bir bağ ile bağlanır. Bazen de masalla hiç alakası olmayan bir ev veya araba resmi çizebilir; bu da onun zihninin masalın ritmiyle sakinleşip rahat bir serbest düşünme alanına geçtiğini gösterir.
Böyle anlarda ona ‘Resmi bırak da masalı dinle’ demek, onun bu doğal odaklanma akışını kesintiye uğratabilir. Bunun yerine, onun bu çabasına saygı duymak ve süreci akışına bırakmak çok daha yapıcıdır. Dilersen masal bittiğinde ‘Çizerken dinlemek sana nasıl geldi?’ ya da ‘Çizdiğin bu şekiller masaldaki ormana benziyor mu?’ gibi sorularla onun bu deneyimine ortak olabilirsin.
Zorlamadan Odak Süresini Kabul Etmek
Her çocuğun mizacı, duyusal eşiği, odaklanma süresi ve o günkü duygu durumu tamamen kendine özgüdür. Bir çocuk tek bir masal boyunca kucağında kıpırdamadan oturabilirken, bir başka çocuk odanın içinde yavaşça dolaşarak masalı dinlemeyi seçebilir. Her iki dinleme biçimi de kendi içinde son derece değerli ve doğaldır. Önemli olan, masal saatini belirli kuralların ve kalıpların uygulanması gereken katı bir ortama dönüştürmemektir.
Çocuğu devamlı uyarılarla dinlemeye zorlamak, masal saatini bir keyif anı olmaktan çıkarıp bir görev veya beklenti alanına çevirebilir. Çocuğunun o andaki ihtiyacı elinde bir nesne tutmaksa, buna alan açmak ilişkinizi de güçlendirir.
Eğer çocuğunun masalı tamamen kaçırdığından endişeleniyorsan, masalın aralarında küçük ve baskısız sorular sorarak ortamı tatlı bir paylaşıma dönüştürebilirsin. ‘Sence kahramanımız şimdi hangi kapıyı açmalı?’ veya ‘Oradaki ses sen olsaydın seni korkutur muydun?’ gibi sorular, onun masalla olan bağını hissetmene yardımcı olur. Cevap vermek istemezse ya da sadece başını sallarsa, zorlamadan masalın sakin ritmine geri dönebilirsin.
Masal saatleri, çocuğunla arandaki bağı güçlendiren, günün yorgunluğunu geride bırakan ve hayal gücünün kapılarını aralayan özel anlardır. Çocuğunun masalı nasıl dinlediğine dair ideal kalıpları bir kenara bıraktığında, elinde kalemiyle kağıda dokunan ya da oyuncağıyla ilgilenen minik bir bedenin aslında senin sesinde huzur bulduğunu ve anlatılan her kelimeyi kendi biricik yöntemiyle içselleştirdiğini fark edeceksin.