Doğa ve Hayvanlar 5 dakika dinleme 4 dakika okuma
Minik Rüzgar Fıstık’ın Oyunu
Vadide neşeyle koşturan minik rüzgar Fıstık, sert eserek narin çiçekleri incittiğini fark eder ve nezaketle oynamayı öğrenir.
Masalı oku
Yeşil vadinin kalbinde, tatlı mı tatlı bir rüzgar esintisi yaşarmış. Adı Fıstık’mış. Fıstık; şeffaf, hafif parıltılı ve her zaman gülen yüzlü bir rüzgarmış. Bahar çiçeklerinin kokusunu içine çekmeyi ve vadide bir o yana bir bu yana süzülmeyi çok severmiş. Gökyüzü masmavi, çimenler ise yumuşacıkmış.
Fıstık çok enerjikmiş ve oyun oynamaya bayılırmış. “Hadi biraz hızlanalım!” diyerek vadide bir koşturmaya başlamış. Ama o kadar hızlı esiyormuş ki, geçtiği yerlerdeki narin çiçekler sarsılıyor, boyunlarını büküyormuş. Fıstık ise heyecandan ne kadar sert estiğini fark etmiyormuş.
Yolun kenarındaki kırmızı Lale, Fıstık geçerken neredeyse toprağa değecek kadar eğilmiş. “Of, ne kadar sert bir rüzgar!” diye içini çekmiş Lale. Fıstık çok hızlı olduğu için çiçeklerin yaprakları dağılıyor, renkli taçları birazcık üzülüyormuş. Lale, fırtına çıkmış gibi sarsılmaktan yorulmuş.
Fıstık, havada süzülen kelebek arkadaşı Pırpır’ı görmüş. Onunla saklambaç oynamak istemiş ve neşeyle yanına koşmuş. Fakat Fıstık yaklaştıkça, Pırpır rüzgarın şiddetinden havada taklalar atmaya başlamış. Zavallı kelebek kanatlarını çırpmakta zorlanmış ve hemen büyük bir yaprağın arkasına saklanmış.
Fıstık etrafına bakmış ve kimsenin onunla oynamadığını görmüş. Çiçekler yapraklarını sıkıca kapatmış, kelebekler ise uçmayı bırakmış. “Neden herkes benden kaçıyor?” diye düşünmüş minik esinti. Bir taşın üzerine konmuş ve parıltıları birazcık sönmüş. Kendini çok yalnız ve biraz da üzgün hissetmiş.
O sırada vadinin en yaşlı ve en bilge ağacı olan Ulu Meşe, derin bir sesle seslenmiş: “Küçük Fıstık, neden bu kadar acele ediyorsun?” Fıstık, koca gövdeli ağaca bakmış. “Sadece oyun oynamak istiyorum ama herkes saklanıyor,” demiş üzgünce. Ulu Meşe ona şefkatle bakmış.
Ulu Meşe dallarını yavaşça sallamış. “Güçlü esmek bazen iyidir ama nazik olmak dünyayı güzelleştirir,” demiş bilge ağaç. “Bir meltem olmayı dene. Arkadaşlarına dokunurken pamuk şeker gibi yumuşak olmalısın.” Fıstık, Ulu Meşe’nin ne demek istediğini anlamaya çalışarak onu dikkatle dinlemiş.
Fıstık derin bir nefes almış. Kendi parıltısını sakinleştirmiş ve çok yavaşça hareket etmeye başlamış. Ulu Meşe’nin en uçtaki küçük yaprağına yaklaşmış ve ona sadece “püf” diye dokunmuş. Yaprak neşeyle titremiş ama hiç incinmemiş. “İşte böyle!” demiş Ulu Meşe gururla.
Fıstık heyecanla çiçeklerin yanına dönmüş. Bu sefer sertçe değil, onları sadece gıdıklayacak kadar hafifçe esmiş. Kırmızı Lale, Fıstık’ın nazik dokunuşuyla kıkırdamış ve başını neşeyle gökyüzüne kaldırmış. Artık çiçekler eğilmiyor, tatlı rüzgarla birlikte ritmik bir şekilde dans ediyorlarmış.
Pırpır da saklandığı yerden çıkmış. Fıstık, kelebeğin arkasından nazikçe üfleyerek onun yorulmadan daha yükseğe uçmasına yardım etmiş. Vadideki herkes artık Fıstık’la oyun oynamak istiyormuş. Fıstık, nazik bir meltem olmanın en güzel oyun olduğunu anlamış ve parıltısı her zamankinden daha çok ışıldamış.
Bu masal şimdiye kadar 39 kez okundu.
Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.