Doğa ve Hayvanlar 5 dakika dinleme 5 dakika okuma
Minik Ahtapot Alfi’nin Renkleri
Minik Ahtapot Alfi, duygularına göre renk değiştirmesinden utansa da zamanla farklılıklarının onu özel kıldığını ve kendini olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini öğrenir.
Masalı oku
Derin ve masmavi bir denizin en ılık köşesinde, meraklı mı meraklı minik bir ahtapot yaşarmış. Adı Alfi’ymiş. Alfi, yumuşacık kolları ve kocaman gözleriyle mercan kayalıklarının arasında süzülmeye bayılırmış. Onun evi, rengarenk çiçeklere benzeyen mercanlar ve pırıl pırıl kumlarla doluymuş. Alfi her sabah uyandığında, denizin altındaki bu renkli dünyayı keşfetmek için sabırsızlanırmış.
Alfi’nin çok özel bir durumu varmış. Ne zaman çok heyecanlansa ya da çok mutlu olsa, vücudu birdenbire renk değiştirirmiş. Bazen güneş gibi sapsarı, bazen de bir çilek gibi kıpkırmızı olurmuş. Ama Alfi bu durumdan biraz utanırmış. “Neden herkes gibi hep aynı renkte kalamıyorum?” diye düşünüp üzülürmüş. Renklerini kontrol edemediği için arkadaşlarının onunla dalga geçmesinden korkarmış.
Bir gün en yakın arkadaşı balık Milo, Alfi’nin yanına gelmiş. Milo, pulları gümüş gibi parlayan neşeli bir balıkmış. “Haydi Alfi, mercanların arkasında oyun oynayalım!” demiş. Alfi arkadaşını görünce o kadar sevinmiş ki, gövdesi bir anda parlak bir turuncuya dönüşüvermiş. Alfi hemen bir kayanın arkasına saklanmış. Turuncu renginin çok dikkat çektiğini düşünüp utanmış.
Alfi kayanın arkasında büzülmüş beklerken kendini çok yalnız hissetmiş. “Eğer böyle renkli olmaya devam edersem, kimse benimle oynamak istemeyecek,” diye fısıldamış. Kendi renginden kaçmak istemiş ama kaçamamış. Kalbi hızla çarptıkça renkleri de bir o yana bir bu yana değişip duruyormuş. Yumuşacık yosunların arasında saklanarak kimsenin onu görmemesini dilemiş.
O sırada yanına yengeç Lulu gelmiş. Lulu, kıskaçlarını tıkırdatarak Alfi’nin yanına süzülmüş. “Hey Alfi, neden burada tek başına oturuyorsun?” diye sormuş. Lulu her zaman çok nazik ve anlayışlıymış. Alfi yavaşça başını kaldırmış. “Benim renklerim sürekli değişiyor Lulu, bu çok tuhaf değil mi?” diye sormuş kısık bir sesle.
Lulu gülümsemiş ve “Bence bu senin en harika özelliğin!” demiş. “Gel, Milo ile birlikte saklambaç oynuyoruz, sen de bize katıl. Renklerin sana yardımcı olabilir!” Alfi biraz tereddüt etmiş ama arkadaşlarının ısrarına dayanamamış. “Peki,” demiş, “denemekten zarar gelmez.” İçindeki heyecan yeniden artınca bu sefer masmavi bir renge dönüşmüş.
Saklambaç sırası Alfi’ye gelmiş. Alfi saklanacak bir yer ararken çok heyecanlanmış. Tam pembe bir mercan grubunun yanına geldiğinde, vücudu da tıpkı o mercanlar gibi toz pembe olmuş! Alfi nefesini tutmuş ve beklemeye başlamış. Rengi mercanlarla o kadar güzel uyum sağlamış ki, dışarıdan bakıldığında hiç fark edilmiyormuş.
Balık Milo, her yeri aramış ama Alfi’yi bir türlü bulamamış. “Alfi nerede? Az önce buradaydı!” diye seslenmiş. Milo tam Alfi’nin yanından geçmiş ama onu fark edememiş. Alfi dayanamayıp “Buradayım!” diye bağırınca bir anda rengi sevinçten parıl parıl bir mora dönmüş. Milo şaşkınlıkla geri dönmüş ve kahkahalarla gülmeye başlamış.
“Bu inanılmaz!” demiş Lulu neşeyle. “Alfi, sen saklambaç oyununun kralısın! Renklerin sayesinde her yere uyum sağlayabilirsin. Bu oyun seninle çok daha eğlenceli!” Alfi o an anlamış ki, utandığı bu özellik aslında onu çok özel ve yetenekli kılıyormuş. Artık renk değiştirmekten korkmuyor, aksine bunun tadını çıkarmaya başlıyormuş.
O günden sonra Alfi bir daha hiç saklanmamış. Arkadaşlarıyla her gün yeni oyunlar keşfetmiş. Bazen sarı olup bir güneş gibi parlamış, bazen yeşil olup yosunlarla dans etmiş. Alfi öğrenmiş ki, kendimizi olduğumuz gibi kabul ettiğimizde, farklılıklarımız en büyük güzelliğimize dönüşürmüş. Renkli dünyasında, en renkli haliyle çok mutluymuş.
Bu masal şimdiye kadar 33 kez okundu.
Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.