İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Kerem 17 October 2026 Ebeveyn Rehberi

Sokaktan Toplanan Taşlarla Evde Masal Dünyası Kurmak

Fotoğraf: Jonas Elia / Unsplash

Parkta yürürken aniden durup yere çömelen o küçük figürü hatırlıyor musun? Sen adımlarını bir an önce eve ya da markete yetiştirmeye çalışırken, o toprağın arasından sıyrılan küçücük bir taşa odaklanmıştır. Avucuna alır, parmaklarının arasında birkaç kez çevirir, üzerindeki hafif çamuru koluna sürterek temizler ve büyük bir hazine bulmuşçasına ceketinin cebine indirir. Eve döndüğünüzde montun cepleri ağırlaşmıştır. Masanın üzerine dizilen o gri, kahverengi, irili ufaklı taşlar ilk bakışta sadece doğadan taşınmış sessiz nesneler gibi görünür.

Oysa o taşların her biri, çocuğunun zihninde bir karakterin, gizemli bir adanın ya da sihirli bir kapının anahtarı olmaya adaydır. Günlük koşturmaca içinde bazen bu taşları bir yük gibi görebiliriz. Ancak hazinesini masaya gururla dizen çocuğunun gözlerindeki o ışıltıya baktığında, orada basit bir taş parçasından çok daha fazlasının durduğunu hissedersin. Çocuğun elindeki taşla baş başa kaldığında, oyunun ve kurgunun kurallarını tamamen kendisi belirler. Doğanın bize karşılıksız sunduğu bu mat gereçler, çocuğunun kendi iç dünyasını dışarı vurması için eşsiz birer aracıya dönüşebilir.

Doğadan Masala: Taş Seçimi ve Hazırlık

Bir masal dünyası kurmanın ilk adımı, aslında evden dışarı adım attığınız an başlar. Yürüyüş yaparken acele etmeden, çocuğunun adımlarına uyum sağlamak bu sürecin en değerli parçasıdır. Kaldırım kenarlarında, parktaki ağaç diplerinde ya da bir sahil yürüyüşünde karşılaştığınız taşlar arasından seçim yapmak, çocuğun duyusal farkındalığını artırır. Pürüzsüz bir deniz taşı ile kenarları kırıklı bir dağ taşı çocuğun avucunda farklı hisler bırakır.

Eve geldiğinizde bu taşları bir hazırlık ritüeline dahil edebilirsiniz. Geniş bir kap içerisine dolduracağınız ılık su, biraz sabun ve eski bir diş fırçasıyla taşları yıkamak çocuklar için harika bir odaklanma anıdır. Suyla temas etmek, günün yorgunluğunu alırken taşları da üzerindeki topraktan arındırır. Taşlar kuruma bezinin üzerinde kururken çocuğunla birlikte şunları konuşabilirsiniz:

  • Dokuları hissetmek: ‘Bu taş neden diğerinden daha pürüzsüz olabilir?’ ya da ‘Sence bu pürüzlü taş nereye ait?’ gibi sorularla sohbeti derinleştirebilirsiniz.
  • Şekillere anlam yüklemek: Bazı taşlar doğal yapıları gereği bir üçgeni, bir kalbi ya da minik bir hayvan silüetini andırır. Taşları henüz boyamadan önce ‘Bu taş sana neyi hatırlatıyor?’ diye sormak, kurgusal düşünmenin ilk kıvılcımını çakar.
  • Renkleri fark etmek: Islak taşın üzerindeki damarlar kuruyunca kaybolabilir ya da belirginleşebilir. Renklerin değişimi çocuğun gözlem yeteneğini besler.

Bu yıkama ve kurulama süreci, taşları sadece temizlemekle kalmaz; çocuğu birazdan başlayacağı anlatı dünyasına zihnen hazırlar. Nesneyle kurulan bu somut bağ, anlatacağı hikayeye sahip çıkmasını kolaylaştırır.

Resim Yapmadan da Hikaye Anlatılabilir mi?

Ebeveyn olarak zihnimize bazen şu soru takılabilir: ‘Çocuğum güzel resim çizemiyor ya da boyamak istemiyor, yine de bu taşlarla masal kurabilir miyiz?’ Cevap kesinlikle evet. Hikaye anlatıcılığı, kusursuz fırça darbelerine ya da yetenekli çizimlere bağlı değildir. Çocuğun taşı sadece tutması ve ona bir rol biçmesi yeterlidir.

Eğer çocuğun boyamak isterse basit akrilik boyalar, keçeli kalemler veya ahşap boya kalemleri kullanabilirsiniz. Ancak bir taşın masal kahramanı olması için üzerine detaylı bir yüz çizilmesi gerekmez. Kırmızı renge boyanmış yuvarlak bir taş bir ejderhayı simgeleyebilirken, üzerine sadece tek bir nokta konulmuş beyaz bir taş gökyüzündeki bir bulutu temsil edebilir. Tıpkı <a href=