Doğa ve Hayvanlar 5 dakika dinleme 4 dakika okuma
Küçük Yaprak Çıtır’ın Yolculuğu
Minik yaprak Çıtır, sonbahar gelip daldan ayrılma vakti geldiğinde korksa da rüzgara güvenip kendini bıraktığında değişimin ve yeniliklerin güzelliğini keşfeder.
Masalı oku
Çıtır, kocaman bir meşe ağacının en ucundaki dalda yaşayan minik ve meraklı bir yapraktı. Yaz boyunca yemyeşil giysileriyle güneşin tadını çıkarmıştı. Ama şimdi sonbahar gelmişti ve Çıtır’ın giysileri parlak bir turuncuya dönüşmüştü. Etrafındaki dünya her zamankinden daha renkli ve büyüleyici görünüyordu.
Güneşli bir sonbahar sabahı, koru altın sarısı ışıklarla parlıyordu. Çıtır, dalından aşağıya, uzaklara baktı. Yerler rengarenk yapraklarla kaplı yumuşacık bir halıya benziyordu. Gökyüzü masmaviydi ve kuşlar neşeyle veda şarkıları söylüyorlardı. Çıtır bu güzelliği izlerken kalbi heyecanla çarpıyordu.
Ancak Çıtır’ın içinde küçük bir korku vardı. Arkadaşlarının birer birer daldan ayrılıp süzülerek aşağı inişini izliyordu. “Ya canım yanarsa? Ya rüzgar beni çok uzaklara, bilmediğim korkunç bir yere götürürse?” diye düşündü. Dalına daha sıkı sarıldı, gitmekten çok korkuyordu.
Yanındaki dalda duran arkadaşı Altın, ona neşeyle el salladı. Altın, “Korkma Çıtır! Aşağısı harika görünüyor, yeni bir maceraya hazır mısın?” diye sordu. Çıtır, “Ben henüz hazır değilim, burada kalmak daha güvenli,” diye fısıldadı. Altın ise kendini rüzgara bırakıp kahkahalar atarak aşağı süzüldü.
Tam o sırada, ormanın içinden nazik bir fısıltı duyuldu. Bu, yumuşacık esen rüzgar Meltem’di. Meltem, görünmez ve şefkatli bir el gibi Çıtır’ın etrafında döndü. Havada dans eden yaprak tozlarıyla Çıtır’ın yüzünü okşadı. “Merhaba küçük meşe yaprağı,” dedi Meltem sessizce.
Meltem, Çıtır’ın korkusunu hissetmişti. Ona yaklaşarak güven verici bir sesle konuştu: “Korkmana hiç gerek yok Çıtır. Ben seni kollarımda taşıyacağım. Değişim, yeni ve güzel bir yolculuğun başlangıcıdır. Sadece bana güven ve kendini serbest bırak.” Çıtır, Meltem’in bu tatlı sözleriyle biraz rahatladı.
Çıtır derin bir nefes aldı ve dalını yavaşça bıraktı. Birdenbire kendini boşlukta buldu ama düşmüyordu! Meltem onu nazikçe havada tutuyordu. Çıtır bir kuş gibi havada süzülürken, yukarıdan ağaçları ve çiçekleri görmek onu çok mutlu etti. Uçmak aslında ne kadar da eğlenceliymiş!
Meltem, Çıtır’ı ormanın içinden geçirdi ve parıldayan küçük bir derenin üzerine getirdi. Çıtır, derenin yüzeyine “pıt” diye yumuşak bir iniş yaptı. Su ne kadar da serin ve ferahlatıcıydı! Şimdi Çıtır, minik bir tekne gibi suyun üzerinde nazikçe akıp gidiyordu.
Dere kenarında duran kırmızı bir uğurböceği olan Benek, Çıtır’a seslendi: “İyi yolculuklar Çıtır! Suyun tadını çıkar!” Çıtır neşeyle güldü ve Benek’e el salladı. Etrafındaki taşları, yosunları ve suyun içindeki minik balıkları izleyerek yoluna devam etti. Dünya gerçekten keşfedilmeyi bekleyen bir hazineydi.
Sonunda dere onu yumuşak, nemli bir toprağın yanına bıraktı. Çıtır buraya yerleştiğinde kendini çok huzurlu hissetti. Artık değişimin korkulacak bir şey olmadığını, aksine yeni güzellikler getirdiğini biliyordu. Gözlerini kapatırken, baharda yeniden uyanmak üzere derin ve mutlu bir uykuya daldı.
Bu masal şimdiye kadar 38 kez okundu.
Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.