İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Kerem 10 September 2026 Duygular ve Sosyal Beceriler

Çocuğunuz Başaramamaktan Korktuğunda Nasıl Destek Olabilirsiniz?

Fotoğraf: Jordan Heinz / Unsplash

Parkın kenarında durup diğer çocukların tırmanma merdiveninden neşeyle çıkışını izleyen o minik gözleri fark etmişsindir. Bacaklar gitmek ister gibi kıpırdanır ama beden bir türlü o ilk adımı atamaz. Ya da evde resim yaparken çizdiği tek bir yamuk çizgi yüzünden kâğıdı öfkeyle buruşturup atan o çaresiz bakış… “Yapamıyorum işte, ben oynamayacağım!” nidasının arkasında aslında kocaman bir çekince saklıdır: “Ya başaramazsam, ya beceremediğimi görürlerse?”

Yeni bir şey denerken ya da bir performans sergilemesi gerektiğinde çocuğunun geriye çekildiğini görmek, ebeveyn olarak içini sızlatabilir. Onu cesaretlendirmek için kurduğun “Haydi, sen yaparsın!” cümlelerinin bazen havada kaldığını, hatta onu daha da baskı altına soktuğunu hissedebilirsin. Kendi yorgunluğun ve onun adında hissettiğin endişeyle birleşen bu anlarda, çocuğuna nasıl bir güven limanı olabileceğini kestirmek her zaman kolay değildir.

Korkunun Arkasındaki İhtiyacı Anlamak

Çocuğun bir adımı atmaktan vazgeçtiğinde ya da yapabileceği bir şeyi reddettiğinde, bu durum çoğunlukla bir inatçılık göstergesi değildir. O an zihninde çalışan mekanizma, kendini olası bir yetersizlik hissinden ve mahcubiyetten koruma çabasıdır. Her çocuk hata yapma fikrini farklı karşılar; kimisi oyunda kaybetmeyi büyük bir yenilgi gibi görürken, kimisi sadece yeni bir ortama girerken göz temasını kesip arkana saklanır.

Böyle anlarda çocuğa “Bunda korkacak ne var ki, herkes yapıyor” demek, onun hissettiği yoğun endişeyi geçersiz kılabilir. Bunun yerine onun hissettiklerini onaylamak, aranızdaki en güçlü bağdır. Çocuğun ihtiyaç duyduğu şey hemen başarmak değil, başaramadığı zaman da güvende olacağını ve sevgini kaybetmeyeceğini bilmektir. “Başarısız olursam ne olur?” sorusunun yanıtı onun zihninde “Annem veya babam hayal kırıklığına uğrar” ise, geri çekilmek onun için en güvenli sığınak haline gelir.

Ona sonucun değil, çabanın kıymetli olduğunu hissettirecek bir dil benimseyebilirsin. Örneğin şu yaklaşım biçimleri çocuğun omzundaki yükü hafifletir:

  • “Tırmanmayı başaramamış olsan da o merdivene kadar gidip denemen harikaydı.”
  • “Şu an kendini hazır hissediyor olmayabilirsin, bu çok doğal. Ne zaman istersen o zaman birlikte bakabiliriz.”
  • “Yanlış yapmak öğrenmenin en güzel yoludur, birlikte nerede takıldığımıza bakabiliriz.”

Kıyaslama Tuzağına Düşmeden Destek Olmak

Çevremizdeki diğer çocukların ne kadar rahat hareket ettiğini gördüğümüzde, içimizden sessizce bir karşılaştırma yapmak kaçınılmaz bir ebeveyn refleksi gibi gelebilir. “Bak, arkadaşın ne kadar güzel kaydıraktan kayıyor” cümlesi farkında olmadan dilimizden dökülüverir. Ancak bu tür ifadeler, çocuğun kendi kabuğuna biraz daha çekilmesine yol açar. Onun zihninde bu kıyaslama, “Ben onun gibi olamadığım için eksik veya yetersizim” mesajına dönüşür.

Her çocuğun mizaç yapısı, bilgiyi işleme süresi ve cesaret toplama hızı birbirinden tamamen farklıdır. Kimisi havuza ilk günden atlar, kimisi ise haftalarca sadece suyun kenarında oturup ayaklarını sallar. Kendi yolculuğunda ilerleyen çocuğuna alan açmak, onun özgüveninin en sağlam temelidir. Bireysel farklılıkları doğal kabul etmek, çocuğun üzerindeki beklenti baskısını siler.

Tıpkı Minik Ejderha Fıfı’nın Islığı masalında olduğu gibi; her ejderha aynı anda güçlü alevler üfleyemeyebilir, bazen kişinin kendi içindeki farklı ve güzel yeteneği keşfetmesi zaman alır. Çocuğunun da kendi temposunda parlamasına izin vermek gerekir.

Küçük Adımlarla Cesaret İnşa Etmek

Korku, büyük ve belirsiz göründüğünde durdurucu bir güce ulaşır. Bir çocuğa “Hadi sahneye çık ve şarkını söyle” demek, ona aşamayacağı kadar yüksek bir duvar gibi görünebilir. Oysa devasa görünen o dağ, küçük tepelere bölündüğünde tırmanmak son derece kolaylaşır.

Çocuğun çekindiği eylemi küçük ve yönetilebilir parçalara bölerek ilerlemesini sağlayabilirsin. Örneğin kalabalık bir çocuk grubuna katılmaktan çekinen bir çocuk için süreç şöyle ilerleyebilir:

  • İlk aşamada sadece uzaktan çocukların oyununu izlemek ve ortama alışmak.
  • İkinci aşamada senin elini tutarak oyun alanının kenarında kısa bir süre durmak.
  • Üçüncü aşamada ise grup içinden sadece tek bir çocukla oyuncak paylaşarak iletişime geçmek.

Her küçük adımda onun gösterdiği çabayı fark etmek, çocuğun zihnindeki “Yapamıyorum” inancını kırar. Sürece odaklanmak, sonuca odaklanmaktan her zaman daha iyileştiricidir. Yanlış yapmanın doğal bir süreç olduğunu kendi yaşantından örneklerle gösterdiğinde de bu güven pekişir. Mutfakta bir bardağı düşürüp kırdığında ya da yemeği yaktığında verdiğin sakin tepkiler, onun hataya dair bakış açısını şekillendirir. “Hata yapabiliriz, önemli olan toplamak” duruşu çocuğa cesaret verir.

Zıpzıp’ın Hikayesiyle Özgüven Sohbeti

Çocuklarla doğrudan kendi korkuları hakkında konuşmak bazen zorlayıcı olabilir. “Neden korkuyorsun?” sorusu karşısında çoğu zaman yanıt veremezler. Ancak masallar ve hikâyeler, çocukların kendi duygularıyla güvenli bir mesafeden bağ kurmalarını sağlar. Masal kahramanının yaşadığı tereddüt, çocuğa yalnız olmadığını hissettirir.

Uyku öncesinde ışıkları loşlaştırıp yatağın kenarına oturduğunda, cesaret üzerine yumuşak bir sohbet başlatmak için masalların gücünden yararlanabilirsin. Örneğin, büyük engellerin karşısında duraksayan minik tavşanın cesaret yolculuğunu anlatan Küçük Tavşanın Büyük Atlayışı masalı, başaramama korkusu yaşayan bir çocuk için harika bir rehberdir. Zıpzıp da tıpkı senin çocuğun gibi yapamayacağından, yapamayınca mahcup olacağından endişelenir. Hikâyeyi okuduktan sonra çocuğuna şu soruları sorarak tatlı bir iletişim kurabilirsin:

  • “Sence Zıpzıp engelin karşısında durduğunda kalbi nasıl çarpıyordu?”
  • “Hani sen de geçen gün parkta tırmanırken biraz duraksamıştın ya, acaba Zıpzıp da senin hissettiğin gibi mi hissetti?”
  • “Zıpzıp’a o adımı atması için nasıl bir destek vermek isterdin?”

Benzer şekilde, kendi yeteneğini sergilemekten ya da başkalarının önünde parlamaktan utanan bir çocuk için Minik Yıldız Pırpır’ın Dansı masalı harika bir sohbet başlangıcı sunar. Çocuk, kahramanların kendi çekincelerini adım adım aşmasını dinledikçe, kendi içindeki gücü de keşfetmeye başlar.

Çocuğunun başaramama korkusuyla baş etmesi zaman alan bir yolculuktur. Ona sunacağın en büyük destek; kaç kere duraksarsa duraksasın senin ona olan inancının, sevgisinin ve kabulünün hiç değişmeyeceğini bilmesidir. Kendi hızında atacağı minik adımlara rehberlik ettiğinde, o çekingen adımların zamanla kocaman bir özgüvene dönüştüğünü göreceksin.