İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Alışkanlıklar ve Rutinler 5 dakika dinleme 5 dakika okuma

Tuvalet Tahtı: Cesur Kurbağa Vırak

Sevimli kurbağa Vırak, yeni bir alışkanlık kazanırken cesur olmayı ve korkularını yenmeyi öğreniyor.

Masalı oku

Güneş, yemyeşil göletin üzerindeki neşeli evin pencerelerinden içeri süzülüyordu. Bugün çok özel bir gündü. Küçük, yeşil ve çok sevimli bir kurbağa olan Vırak, yatağından neşeyle fırladı. Vırak, kocaman gözleri ve bitmek bilmeyen enerjisiyle göletin en sevilen sakiniydi. Bugün içinde tatlı bir heyecan vardı çünkü artık daha büyük bir kurbağa gibi hissetmeye başlıyordu.

Vırak, sabah oyunlarına başlamak için oturma odasına koştu. Oyuncak bloklarıyla en yüksek kuleyi yapmaya çalışırken çok eğleniyordu. Kendi kendine şarkılar mırıldanıyor, bir yandan da minik zıplamalar yapıyordu. Göletin kenarındaki bu ev, onun için dünyanın en güvenli ve en eğlenceli yeriydi. Ama birazdan yeni bir maceraya atılacağından habersizdi.

Annesi Nilüfer, Vırak’ın yanına gelerek şefkatle gülümsedi. “Vırak, canım oğlum,” dedi Nilüfer. “Artık çok büyüdün. Bence senin için o özel ‘tuvalet tahtını’ kullanma vaktin geldi. Her büyük kurbağa gibi sen de kendi tahtına kurulabilirsin.” Vırak annesine merakla baktı. Bir taht mı? Bu kulağa hem heyecan verici hem de birazcık düşündürücü geliyordu.

Vırak, banyonun kapısına kadar gitti ve içeriye göz attı. Tuvalet ona o kadar büyük görünmüştü ki! Beyaz ve parlak duruyordu ama Vırak kapının eşiğinde duraksadı. “Acaba oraya nasıl çıkacağım?” diye düşündü. Alt dudağını biraz büzdü, ellerini önüne kenetledi. Cesur bir kurbağaydı ama bu yeni şey birazcık korkutucu görünmüştü.

Tam o sırada annesi içerideki sifona bastı. “Foşşşş!” diye bir ses yükseldi. Vırak sesi duyunca birden irkildi ve bir adım geri kaçtı. Su sanki küçük bir şelale gibi hızla akıyordu. “Bu ses de ne böyle?” dedi Vırak. Sifonun sesi ona biraz fazla gürültülü gelmişti. Kalbi tıp tıp atmaya başladı ama annesi hala yanındaydı.

Nilüfer, Vırak’ın yanına gelip diz çöktü ve ellerini tuttu. “Korkma tatlı kurbağam,” dedi nazikçe. “O ses sadece suyun temizlik yapma sesi. Tıpkı yağmurun sesi gibi. Bu tuvalet aslında bir kralın tahtı gibidir. Üzerine oturduğunda kendini çok güçlü ve büyümüş hissedeceksin.” Vırak annesinin güven veren sesini duyunca derin bir nefes aldı.

Vırak cesaretini topladı. Tuvaletin hemen önündeki renkli basamağa doğru bir adım attı. Bir, iki, üç… İşte olmuştu! Basamağın en üstüne çıktığında artık tuvalete daha yakındı. “Bak anne, tırmanabiliyorum!” dedi neşeyle. Kendini bir dağın zirvesine çıkmış küçük bir gezgin gibi hissediyordu. Korkusu yavaş yavaş meraklı bir heyecana dönüşüyordu.

Ve sonunda Vırak, tuvalet tahtına kuruldu. Oturduğunda aslında buranın çok rahat olduğunu fark etti. Hiç de korktuğu gibi değildi. Kendini gerçekten de banyonun kralı gibi hissediyordu. “Bu harika!” diye bağırdı neşeyle. Başarıyla tahtına oturmuştu ve artık büyük bir kurbağa olmanın tadını çıkarıyordu. Kendisiyle gurur duyuyordu.

İşini bitirdikten sonra Vırak hemen lavabonun yanındaki taburesine çıktı. Sabunla ellerini iyice köpürttü. Mis gibi elma kokulu köpükler ellerinde dans ediyordu. “Şıp şıp şıp” sesleriyle ellerini duruladı. Temizlenmek ve tuvaletini kendi başına halletmek ona müthiş bir özgürlük hissi vermişti. Artık her şey çok daha kolay görünüyordu.

Vırak banyodan çıktı ve hemen annesine koşup ona sıkıca sarıldı. “Başardım anne! Artık ben de büyük bir kurbağayım,” dedi. Nilüfer de ona sarılarak, “Seninle gurur duyuyorum cesur kurbağam,” diye fısıldadı. Vırak o gün sadece tuvaletini yapmayı değil, korkularının üzerine gitmeyi de öğrenmişti. Artık göletin en mutlu ve en özgüvenli kurbağasıydı.

Bu masal şimdiye kadar 41 kez okundu.

Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.

Alışkanlıklar ve Rutinler masalları

Aynı temadan devam etmek istersen.