İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Hayal Gücü 3 dakika dinleme 4 dakika okuma

Simge ve Kütüphanenin Fısıltısı

Kapılar kilitlendikten sonra kütüphanede fısıltılar başlar ve Simge bir gece saklanıp onları dinlemeye karar verir.

Masalı oku

Simge için kütüphane, sadece raflarca kitaptan ibaret bir yer değildi. Burası onun gizli krallığıydı. Gündüzleri kelimelerin kokusunu içine çeker, her bir kitabın kapağını bir hazine sandığı gibi merakla aralardı. Ama kütüphanenin asıl sihri, güneş batıp kapılar kilitlendiğinde başlardı.

Geceleri kütüphanede tuhaf şeyler olurdu. Sabahları Simge bazı kitapları bıraktığı yerde bulamazdı. Bazen de rafların arasından belli belirsiz fısıltılar duyar gibi olurdu. Ama Simge hiç korkmazdı; aksine bu gizem onun merakını daha da körüklerdi.

Bir gece, kapanış saatinden sonra kimsenin görmediği bir okuma köşesine saklandı. Ortalık sessizleşince fısıltılar yeniden başladı. Bu sefer bir tanesi diğerlerinden daha netti.

“Bir liman… Ah, bir liman bulabilsem!”

Ses, deniz maceraları bölümündeki eski, yıpranmış bir kitaptan geliyordu. Simge yavaşça kitaba yaklaştı. Kapağında fırtınalı bir denizde yol alan bir gemi resmi vardı. Kitabı açtığında fısıltı daha da netleşti. Bu, geminin kayıp kaptanının sesiydi. Eve dönmek istiyordu ama nasıl döneceğini bilmiyordu.

Simge sayfaları çevirdi ve son sayfaya geldiğinde nefesini tuttu. Sayfa bomboştu. İşte o an Simge her şeyi anladı: fısıltılar, bitmemiş hikâyelerin sesleriydi.

Etrafına baktı ve başka kitapların da hafifçe parladığını gördü. Bir şövalye kılıcını, bir astronot ise gezegenini arıyordu. Hepsi hikâyelerinin sonunu bulmak için yardım istiyordu. Peki ama bir hikâyeyi nasıl bitirebilirdi ki?

Kaptanın hikâyesini düşündü. Gemi bir fırtınada kaybolmuştu. Kaptanın eve dönmek için neye ihtiyacı olurdu? Bir yol göstericiye… belki bir deniz fenerine.

Simge, geçen hafta okuduğu, dünyanın en ünlü deniz fenerlerini anlatan kitabı hatırladı. Koşarak coğrafya bölümüne gitti ve kitabı buldu. Deniz fenerleri kitabını kaptanın hikâyesinin yanına getirdiğinde, iki kitap da birden daha parlak bir şekilde parlamaya başladı.

Simge iki kitabı da yan yana yere açtı. Deniz fenerleri kitabını açtığı anda, kaptanın hikâyesindeki o bomboş sayfa canlanmaya başladı. Kelimeler sihirli bir mürekkeple kendiliğinden yazılıyor, resimler beliriyordu. Resimde gemi, artık güvenle parlayan bir deniz fenerinin aydınlattığı limana doğru yol alıyordu.

Gemi kitabı yavaşça kendini kapattı ve parıltısı söndü. Simge etrafına kulak verdi. Kütüphanedeki diğer fısıltılar da kesilmiş, yerini tatlı, huzurlu bir uğultuya bırakmıştı. Henüz hepsini tamamlamamıştı ama artık ne yapması gerektiğini biliyordu. O artık sadece bir okur değil, hikâyelerin koruyucusuydu.

Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte Simge kütüphaneden sessizce ayrıldı. Artık sırrı biliyordu: kitaplar sadece mürekkepten ve kâğıttan ibaret değildi. Onların da umutları vardı. Her hikâye tamamlanmak isterdi.

Bu masal şimdiye kadar 2.000 kez okundu.

Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.

Hayal Gücü masalları

Aynı temadan devam etmek istersen.