İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Dostluk 3 dakika dinleme 4 dakika okuma

Tuna ve Işıltılı Yetenek Günü

Tuna hem piyano çalmak hem paten kaymak istiyor ama sahne bir tane. Peki ya seçmek zorunda değilse?

Masalı oku

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, parmaklarında notalar, ayaklarında tekerlekler olan Tuna adında bir çocuk yaşarmış. Tuna için dünya iki harika yerden oluşurmuş: piyanosunun siyah beyaz tuşları ve patenleriyle kaydığı pırıl pırıl yollar. Hayal kurmayı çok severmiş. Müzik ve hareketi birleştirerek kendi sihirli dünyasını yaratırmış.

Bir sabah okula gittiğinde duvarlardaki rengârenk bir afişle karşılaştı: “Okulumuzun Işıltılı Yetenek Günü geliyor!”

Tuna’nın gözleri parladı. Hem en sevdiği şarkıyı piyanoda çalabilir hem de tekerlekleri üzerinde bir kuş gibi süzülerek harika bir paten gösterisi yapabilirdi.

Ama sonra aklına bir soru takıldı. Yetenek gününde sahne bir taneydi ve zaman kısıtlıydı. Hem piyano çalmak hem de paten kaymak… İkisini birden nasıl yapabilirdi ki? Bu imkânsızdı. Tuna’nın omuzları düştü. Yüzündeki kocaman gülümseme yavaşça silindi.

Tuna’nın en iyi arkadaşları Ece ve Can onun bu hâlini fark edip hemen yanına koştular.

“Neyin var Tuna? Sanki en sevdiğin notalar kaybolmuş gibi,” diye sordu Ece şefkatle.

Tuna onlara hem piyanoyu hem de pateni ne kadar çok sevdiğini ama ikisinden birini seçmek zorunda olduğunu anlattı. Can bir an düşündü ve gözleri parlayarak atıldı.

“Neden seçmek zorundasın ki? Ya ikisini birleştirirsek?”

Ece de bu fikre bayıldı. “Birini yaparken diğeri sana yardım edebilir. Tıpkı bir masal gibi.”

Tuna’nın aklında bir şimşek çaktı. Hayal gücü hemen devreye girdi. “Yani ben piyano çalarken notalar havada uçuşsa, o notaların üzerinde patenlerimle kayar gibi yapsam?” Arkadaşlarının desteğiyle imkânsız görünen şey birden heyecan verici bir maceraya dönüştü.

Hemen işe koyuldular. Ece rengârenk kartonlardan dev notalar ve yıldızlar kesti. Can sahnenin bir köşesine piyanoyu, diğer köşesine de patenler için pürüzsüz bir alan hazırlamaya yardım etti. Herkes elinden geleni yapıyor, birlikte harika bir hayal inşa ediyorlardı.

Ve Işıltılı Yetenek Günü geldi çattı. Sıra Tuna’ya geldiğinde önce piyanosunun başına oturdu. Parmakları tuşların üzerinde dans etmeye başladı ve salona sihirli bir melodi yayıldı. O sırada Ece sahnenin arkasından kestiği parlak notaları havaya fırlattı.

Melodi biter bitmez Tuna ayağa fırladı ve patenlerini giydi. Can’ın hazırladığı alana doğru kaydı. Ece’nin fırlattığı ve yere düşen notaların etrafında bir rüzgâr gibi dönmeye, zıplamaya ve dans etmeye başladı. Sanki kendi çaldığı müziğin üzerinde kayıyordu.

Gösteri bittiğinde bütün salon alkıştan yıkılıyordu. Tuna tek başına değil, arkadaşlarının yardımıyla hayalini gerçekleştirmişti. Ece ve Can’ı da yanına çağırıp el ele tutuştular ve seyircileri selamladılar. O gün herkes anladı ki en güzel yetenek, paylaşmak ve dostlukla parlayan hayallerdi.

Bu masal şimdiye kadar 1.888 kez okundu.

Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.

Dostluk masalları

Aynı temadan devam etmek istersen.