İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Cesaret ve Sorumluluk 3 dakika dinleme 4 dakika okuma

Minik Ejderha Fıfı’nın Islığı

Ateş püskürtemediği için kendisini eksik hisseden Minik Ejderha Fıfı, vazgeçmeyip çabaladığında kendisine ait bambaşka ve özel bir yeteneği olduğunu keşfeder.

Masalı oku

Fıfı, sevimli ve küçük bir ejderhaydı. Gökkuşağı renkli dev çiçeklerle dolu, mis kokulu bir masal vadisinde yaşıyordu. Pulları güneşin altında pırıl pırıl parlıyordu ama Fıfı’nın kalbi biraz hüzünlüydü. Çünkü o, diğer ejderhalar gibi ağzından alev alev ateşler çıkaramıyordu.

Diğer ejderha arkadaşları gökyüzüne kocaman alevler püskürtüp eğlenirken, Fıfı onları uzaktan izliyordu. Arkadaşı Alaz, havada turuncu ve kırmızı ateşten halkalar yapıyordu. Fıfı ise sessizce bir kenara çekiliyor, kendisini diğerlerinden çok farklı ve biraz da eksik hissediyordu.

Bir gün Fıfı, “Ben de yapabilirim!” diyerek derin bir nefes aldı. Gözlerini sıkıca kapattı ve tüm gücüyle “Huu!” diye üfledi. İçinden kocaman bir alev çıksın diye çok uğraştı. Ama ağzından sadece ılık, yumuşak bir rüzgar çıktı. Ne bir kıvılcım ne de bir duman vardı.

Fıfı o kadar çok utanıyordu ki, neşeyle şarkı söyleyen arkadaşlarına bir türlü katılamıyordu. “Ateşim yoksa şarkım da yok,” diye düşündü. Gidip vadideki dev, mavi yapraklı bir çiçeğin arkasına saklandı. Küçük başını öne eğdi ve kuyruğunu usulca yere vurdu.

O sırada arkadaşı Alaz, neşeyle kanat çırparak onun yanına geldi. Alaz, “Hadi Fıfı, neden saklanıyorsun? Gel bizimle birlikte gökyüzünü aydınlat!” diyerek havada bir takla attı. Fıfı sadece başını salladı ama yerinden kımıldamadı. Kendini göstermekten hâlâ çekiniyordu.

Derken vadide tatlı ve ılık bir rüzgar esmeye başladı. Çiçekler sağa sola sallanıyor, ağaçların yaprakları yumuşak bir sesle hışırdıyordu. Fıfı, rüzgarın yüzüne değen serinliğini hissetti. Göğsü birden heyecanla kabardı ve hiç düşünmeden derin, kocaman bir nefes çekti.

Fıfı, dudaklarını küçücük bir yuvarlak yaparak büzdü ve rüzgarın ritmine uyarak nefesini dışarı bıraktı. O an mucizevi bir şey oldu. Ağzından ateş değil, en tatlı kuşların şarkısından bile daha güzel, melodili bir ıslık sesi yükseldi. “Fii-fı!” diye bir ses vadiye yayıldı.

Fıfı üfledikçe ıslık sesi daha da güçlendi ve harika bir şarkıya dönüştü. Bu ses, vadide duyulan en yumuşak melodiydi. Rüzgarla birleşen bu müzik, çiçeklerin daha canlı açmasını ve kelebeklerin dans etmesini sağladı. Fıfı artık korkmuyordu, sadece üflüyordu.

Arkadaşı Alaz, bu büyüleyici sesi duyunca hemen geri döndü. Şaşkınlıkla Fıfı’yı dinlemeye başladı. “Bu inanılmaz bir yetenek Fıfı! Hiçbirimiz böyle güzel bir müzik yapamayız,” dedi. Alaz hayranlıkla Fıfı’nın etrafında dönüyor, onun melodisine eşlik ediyordu.

Fıfı o gün çok önemli bir gerçeği anladı. Ateş püskürtememek bir eksiklik değil, onu özel kılan bir farklılıktı. Artık her sabah ıslığıyla vadiyi uyandırıyor ve kendisiyle gurur duyuyordu. Çünkü en büyük cesaret, kendi özel yeteneğini sevmek ve onunla barışık olmaktı.

Bu masal şimdiye kadar 12 kez okundu.

Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.

Cesaret ve Sorumluluk masalları

Aynı temadan devam etmek istersen.