İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Kerem 31 Ağustos 2026 Duygular ve Sosyal Beceriler

Utangaç Çocuklar İçin Masal Yoluyla Özgüven Destekleme

Fotoğraf: Paige Cody / Unsplash

Parkın kenarındaki bankta oturuyorsun. Diğer çocuklar kaydıraktan neşeyle kayıyor, bağrışıyor, birbirlerinin oyunlarına rahatça dahil oluyor. Senin minik ise bacağına sıkıca sarılmış, başını dizine gömmüş, sadece uzaktan onları izliyor. Ona “Hadi sen de git oyna, baksana ne kadar eğleniyorlar” demek geçiyor içinden. Belki birkaç kez hafifçe sırtını sıvazlayıp cesaret vermeye çalışıyorsun ama o, bacağını daha da sıkı kavrıyor. Arkadaş toplantılarında, akraba ziyaretlerinde ya da bir doğum günü partisinde benzer sahneleri defalarca yaşamış olabilirsin. İçindeki o hafif endişeli sesi duyabiliyorsun: “Acaba sürekli böyle mi kalacak, kendini ifade etmeyi ne zaman öğrenecek?”

Öncelikle için rahat olsun. Bazı çocuklar dünyayı uzaktan izleyerek, adımlarını tartarak ve kendilerini tamamen güvende hissettiklerinde eyleme geçerek keşfetmeyi seçer. Bu bir eksiklik ya da düzeltilmesi gereken bir durum değil, sadece çocuğunun kendine özgü mizacının bir parçasıdır. Yine de onun bu çekingenlik anlarında hissettiği karmaşık duyguları anlamasına ve kendi içindeki cesaret ışığını yakmasına rehberlik edebilirsin. Tam da bu aşamada masallar, aranızda kurabileceğiniz en yumuşak ve en etkili köprüye dönüşür.

Karakterler Üzerinden Duygu Özdeşimi

Çocuğuna doğrudan “Utanacak bir şey yok” demek ya da ona nasıl davranması gerektiğini telkin etmek çoğu zaman aranızdaki iletişimi zorlaştırabilir. Çocuklar kendilerine doğrudan öğüt verilmesinden ziyade, hikayelerin güvenli mesafesinden bakmayı tercih ederler. Bir masal okurken çocuk, kendi iç dünyasında adını koyamadığı o yoğun duyguyu başkalarında gördüğünde yalnız olmadığını anlar.

Bir orman masalındaki küçük kirpinin, kalabalık toplantılarda dikenlerinin arkasına gizlenmesini okuduğunu düşün. Çocuğun o kirpide kendinden bir parça bulur. “Aa, o da mı kalabalıktan çekiniyor?” düşüncesi zihninde belirir belirmez, üzerindeki o ağır yalnızlık hissi hafiflemeye başlar. Karakterin yaşadığı endişeyi, sesinin titremesini veya kalbinin güm güm atmasını dinlerken kendi bedeninde olan biteni de tanımaya başlar.

Masal okurken hikayeyi durdurup minik sorular sorabilirsin. Kesinlikle onu sorgular bir edayla değil, tamamen merakla: “Acaba minik kirpi şu an karnında nasıl bir kıpırtı hissediyordur?” ya da “Sence kapının arkasında beklerken ne düşünüyor olabilir?” Bu tür sorular, çocuğunun utangaçlık dediğimiz o karmaşık hissi parçalara bölmesine ve duygu dünyasını kelimelere dökmesine yardımcı olur.

Günlük Yaşamdan Küçük Cesaret Hikayeleri

Çocuğunun cesaret kavramını anlaması için bir masal kahramanının devlerle savaşmasına ya da dünyayı kurtarmasına gerek yoktur. Gerçek cesaret, günlük hayatın içinde saklı olan minik adımlarda gizlidir. Ona okuduğun veya kendi uydurduğun masallarda devasa kahramanlıklar yerine, küçük ve başarılabilir adımlara yer verebilirsin.

Mesela masaldaki kahraman, parktaki bir çocuğa sadece “Merhaba” demeyi deneyebilir. Ya da bir oyuncağını paylaşmak için uzatıp arkasını dönebilir. Bu küçük adımların hikaye içinde olumlu sonuçlandığını görmek, çocuğuna kendi hayatı için gerçekçi bir model sunar. Hikayeleri kurgularken şu detaylara dikkat etmek işini kolaylaştırabilir:

  • Küçük adımları kutla: Hikayedeki karakter sadece başını sallayarak selam verdiğinde bile bunun ne kadar değerli bir adım olduğunu vurgula.
  • Duygunun hemen kaybolmadığını göster: Karakter cesur bir adım attığında bile kalbinin hızlı çarpmaya devam edebileceğini, yani korku ile cesaretin yan yana bulunabileceğini hissettir.
  • Zaman vurgusu yap: Kahramanın tek bir günde değil, kendi ritminde yavaş yavaş açıldığını masala dahil et. Her çocuğun hızı farklıdır.

Masal Sonrası Birlikte Rol Yapma Oyunu

Masal bittiğinde kitabın kapağını kapatıp hemen günlük akışa dönmek yerine, hikayeyi güvenli bir oyun alanına taşıyabilirsin. Çocuklar için oyun, soyut kavramları somutlaştırmanın en doğal yoludur. Masalın ardından peluş oyuncakları veya el kuklalarını devreye sokarak küçük canlandırmalar yapabilirsiniz.

Örneğin, masaldaki çekingen tavşan rolünü sen üstlenebilirsin. Çocuğuna da diğer sevimli karakteri verebilirsin. Sen hafifçe geri çekilip “Ben bu gruptaki oyunculardan biraz çekiniyorum, yanlarına gitmeye cesaretim yok” dediğinde, çocuğun birden rehber konumuna geçer. Sana nasıl yaklaşacağını, ne söyleyeceğini düşünürken aslında kendi içindeki çözüm yollarını keşfetmeye başlar. Rolleri değişerek günlük hayatta zorlandığı durumları güvenli ev ortamında pratik edebilirsiniz:

  • Bakkaldan ekmek alma sahnesi: Oyuncak bir kasada bakkal ve müşteri olarak minik bir diyalog kurabilirsiniz.
  • Parkta oyuna dahil olma sahnesi: “Kaydıraktan sonra sıranı bana verir misin?” cümlesini oyuncaklar üzerinden tekrarlayabilirsiniz.

Çocuğunun utangaçlığı bir günde silinip gitmeyecek ve aslında amacımız da onu tamamen farklı bir karakter yapısına dönüştürmek değil. Önemli olan, kendi kabuğunun içindeyken de güvende ve değerli olduğunu hissetmesi. Masallar, bu uzun yolculukta çocuğunun elinden tutan, ona yalnız olmadığını ve kendi adımlarıyla ilerleyebileceğini fısıldayan şefkatli birer arkadaştır. Sen onun hızına saygı duydukça, doğru masallarla ve oyunlarla içsel gücünü besledikçe, o minik tomurcuğun zamanı geldiğinde kendi zarafetiyle nasıl çiçek açtığına hayranlıkla tanık olacaksın.