Cesaret ve Sorumluluk 3 dakika dinleme 4 dakika okuma
Ali ve Bilgin Çanta
Ali çantasını her gün yere fırlatıyordu. Ta ki çanta bir sabah konuşmaya başlayana kadar.
Masalı oku
Ali okuldan eve dönmeyi çok seven neşeli bir çocuktu. Ama bir huyu vardı: eşyalarına pek özen göstermezdi. Eve girer girmez, “Hoşça kal” der gibi çantasını kapının yanına fırlatır, içindekilerin “Güm!” diye ses çıkarmasına aldırmazdı.
Bir gün Ali en sevdiği kırmızı boya kalemini arıyordu ama bir türlü bulamıyordu. Sinirlenip çantasını havaya kaldırdı ve var gücüyle silkelemeye başladı. Tam o sırada çantanın içinden yorgun bir ses duydu.
“Ah, lütfen biraz daha yavaş. Başım döndü.”
Ali korkuyla çantasını yere bıraktı. “Se… sen mi konuştun?” diye kekeledi.
Çanta fermuarını bir gülümseme gibi kıvırarak cevap verdi: “Elbette konuştum. Ben Bilgin Çanta. Ama sen beni sürekli fırlatıp attığın için konuşmaya pek fırsatım olmuyor.”
Ali hâlâ şoktaydı. “Peki kırmızı kalemim nerede?” diye sordu.
Bilgin Çanta içini çekti. “Dün beni yere fırlattığında zavallı kırmızı kalem kanepenin altına yuvarlandı. Ucu kırıldığı için çok üzgün. Artık güzel resimler çizemeyecekmiş.”
Bilgin Çanta devam etti: “Peki ya içimdeki hikâye kitabı? Köşesi kıvrıldığı için ejderha masalını anlatırken sürekli takılıp düşüyormuş.” Ali kitabı çantasına aceleyle sıkıştırdığı anı hatırladı ve utandı.
“Dahası da var,” dedi Bilgin Çanta. “Kapağını tam kapatmadığın suluk, resim defterinin üzerine birkaç damla su akıtmış. Defterdeki güneş renkleri birbirine karıştığı için artık eskisi gibi parlayamıyormuş.”
Ali’nin yanakları kızarmıştı. Eşyalarının da birer hikâyesi olduğunu ve onlara kötü davrandığında mutsuz olduklarını hiç düşünmemişti.
Bilgin Çanta’ya dönüp, “Özür dilerim,” diye fısıldadı. “Sizin ne kadar değerli olduğunuzu anlamamıştım.”
O günden sonra Ali tamamen değişti. Önce kırmızı kalemin ucunu dikkatlice açtı. Sonra hikâye kitabının kıvrılan sayfasını özenle düzeltti. Defterini kuruması için güneşe bıraktı ve suluğunun kapağını sıkıca kapattı.
Ertesi sabah Ali eşyalarını Bilgin Çanta’nın içine nazikçe yerleştirdi. Her birine teşekkür etti. Çantasının fermuarını yavaşça çekti ve omzuna taktı. “Harika bir güne hazır mıyız dostum?” diye sordu.
Bilgin Çanta neşeyle, “Her zaman kaptan!” diye cevap verdi.
Ali artık eşyalarının sadece birer nesne olmadığını biliyordu. Onlar maceralarındaki yol arkadaşlarıydı. Onlara iyi baktığında onların da kendisine neşeyle karşılık verdiğini öğrenmişti. Bilgin Çanta ise artık sadece bir çanta değil, Ali’nin en akıllı ve en iyi dostuydu.
Bu masal şimdiye kadar 1.771 kez okundu.
Masalı beğendiysen YouTube kanalımıza göz atabilirsin — yeni masallar önce orada.