İçeriğe geç
Kerem ile Masal Vakti

Kerem 16 Temmuz 2026 Birlikte zaman

Çocukla birlikte masal uydurmak

Fotoğraf: Jason Leung / Unsplash

Kitap okumak güzel, ama bazı akşamlar kitap bitmiş oluyor, bazı akşamlar da çocuk “yeni bir masal” istiyor. İşte tam o noktada, birlikte masal uydurmak devreye giriyor. Yazar olmanıza gerek yok; iyi bir masal uydurmak yetenek değil, birkaç basit alışkanlık meselesi. Üstelik birlikte uydurulan masallar çocuğun en çok hatırladığı masallar oluyor, çünkü içinde onun kendi fikirleri var. Aşağıda hem başlangıç için sağlam bir kalıp hem de takıldığınız anlar için çıkış yolları var.

Önce karakteri o seçsin

Masalın en zor kısmı ilk cümledir; onu çocuğa devretmeyin ama seçimi ona bırakın. Üç seçenek sunmak neredeyse her zaman işe yarar: “Bu akşamki masal kimin hakkında olsun: uçamayan bir yarasa mı, sürekli acıkan bir ejderha mı, yoksa hep kaybolan bir çorap mı?”

Seçim yapıldıktan sonra iki soru daha: adı ne olsun, nerede yaşıyor. Bu üç bilgi — kim, isim, yer — hikâyenin iskeletini kurmaya yeter. Küçük bir çocuk “Adı Pıtırcık, buzdolabında yaşıyor” dediğinde masal aslında başlamıştır bile; sizin yapmanız gereken sadece devam etmek.

Karakter garip olsun. Prensesler ve aslanlar da güzel ama “dişini kaybetmiş bir timsah” ya da “çok utangaç bir kamyon” daha kolay hikâye doğurur; çünkü içinde zaten bir sorun var.

İki basit yöntem: sırayla cümle ve üçlü kalıp

En basit ve en eğlenceli yöntem bu. Siz bir cümle söylersiniz, çocuk bir cümle ekler, sıra tekrar size geçer. Kural tek: kimse “hayır, öyle olmaz” demez. Bir örnek:

  • Anne: “Pıtırcık adında bir kirpi varmış, çok küçük bir evde yaşarmış.”
  • Çocuk: “Evi çok küçükmüş çünkü bir ayakkabıymış!”
  • Anne: “Doğru, sol ayakkabıydı. Bir gün kapıya vurulmuş.”
  • Çocuk: “Sağ ayakkabı gelmiş!”

Görüldüğü gibi, çocuğun eklediği detayı hemen kabul edip üstüne koymak masalı ileri taşıyor. Bu kabul etme refleksi, birlikte masal uydurmanın tek gerçek tekniği sayılabilir. Çocuk mantıksız bir şey söylediğinde düzeltmeye çalışmak yerine “Vay canına, demek öyleymiş” deyip devam edin.

İkinci yöntem, bir sorun ve üç denemeden oluşan klasik kalıp. Hikâye dağılıyorsa, aklınızın bir köşesinde şu iskeleti tutun:

  1. Karakterin bir isteği ya da sorunu var. Pıtırcık kışlık yiyeceğini bulamıyor.
  2. Üç kez deniyor, ilk ikisi olmuyor. Önce bahçeye bakıyor, boş. Sonra komşuya soruyor, onun da yok. Üçüncüde beklenmedik bir yerde buluyor.
  3. Sonunda çözülüyor ve eve dönüyor.

Üçlü tekrar çocuklar için özellikle rahatlatıcı: ikinci denemede ne olacağını tahmin edebiliyorlar, üçüncüde sürprizi bekliyorlar. Siz sadece “Sence bu sefer nereye baksın?” diye sorarak her adımı çocuğa yaptırabilirsiniz. Böylece hikâyeyi aslında o kuruyor, siz sadece çerçeveyi tutuyorsunuz.

Takıldığınızda ne yapmalı

Herkes takılır. Akşam 9, gün uzun geçmiş, hikâye ortada duruyor ve aklınıza hiçbir şey gelmiyor. Birkaç kurtarma cümlesi:

  • “Tam o sırada kapı çalındı.” Klasiktir ve her zaman işe yarar. Gelenin kim olduğunu çocuğa sorun.
  • “Ama bir sorun vardı.” Hikâye durduysa yeni bir engel ekleyin; engel her zaman hareket yaratır.
  • Odaya bakın. Gözünüze ilk çarpan şeyi hikâyeye sokun: perde, lamba, terlik. “Ve birden lambanın içinden bir ses geldi.”
  • Soruyu çocuğa devredin. “Hmm, ben de merak ediyorum, sence şimdi ne yaptı?” Bu bir kaçış değil, oyunun kendisi.
  • Hikâyeyi uyutun. “Pıtırcık o kadar yorulmuştu ki yattığı yerde uyuyakaldı ve rüyasında…” Bu, hem hikâyeyi hem çocuğu yavaşlatır.

Sık yapılan hata: fazla iyi bir masal anlatmaya çalışmak

Birçok ebeveyn kendi uydurduğu masalı beğenmez. Olay örgüsü zayıftır, sonu aceleye gelir, ortada bir cümle unutulur. Çocuklar bunların hiçbirini fark etmez. Onlar için önemli olan üç şey var: sesiniz, hikâyenin kendileriyle ilgili olması ve sonunda iyi bitmesi.

Bu yüzden mükemmel bir masal kurmaya çalışmak yerine kısa tutun. Üç dakikalık bir masal fazlasıyla yeterli. Çok uzatılan uydurma masallar genellikle iki tarafı da yorar ve ertesi akşam “Hadi yine uyduralım” demeyi zorlaştırır. Kısa bitirip “Yarın devamını uydururuz” demek, çok daha iyi bir yerde bırakır.

Peki çocuk her seferinde aynı şeyi söylerse?

Bazı çocuklar masalın her turunda aynı cümleyi ekler: “Ve sonra hepsi patladı!” ya da “Sonra dinozor geldi ve yedi.” Bu, hayal gücü eksikliği değil; çoğu zaman ya o kelimenin verdiği güç hoşuna gidiyordur ya da güvenli bir cevaba tutunuyordur.

Zorlamak yerine kabul edin ve üstüne bir soru ekleyin: “Tamam, dinozor geldi. Peki bu dinozor iyi mi kötü mü? Neden acıkmış acaba?” Ayrıntı sormak, tekrarı yavaşça açar. Birkaç akşam sonra çoğu çocuk kendiliğinden çeşitlenir.

Bir de tam tersi vardır: hikâyenin kontrolünü tamamen ele alan, sizin cümlenizi bile beğenmeyip düzelten çocuk. Bu da gayet iyi bir işaret. Böyle akşamlarda geri çekilin, dinleyici olun, sadece “Sonra?” deyin. Anlatıcı koltuğu onun olsun.

Çocuğun katkısının nasıl olacağı da büyük ölçüde yaşla ilgili. Üç dört yaşındaki bir çocuk genellikle cümle değil, kelime ekler: “Kedi!”, “Mavi olsun.”, “Düştü.” Bu yeterlidir; siz o kelimeyi bir cümleye çevirip devam edersiniz. Bu yaşta katkının kısa olması bir eksiklik değil, olması gereken.

Beş altı yaşında cümleler gelmeye başlar ve çoğu zaman hikâyeyi beklenmedik bir yere savururlar. Bırakın savursun. Yedi sekiz yaşında ise çocuklar tutarlılığı kendileri dert etmeye başlar: “Ama demin evi ayakkabıydı, şimdi nasıl bahçesi oldu?” Bu itirazlar hikâyeyi bozmaz, tam tersine onlarla birlikte kurgu bilinci gelişiyor demektir. “Haklısın, o zaman ayakkabının önünde küçük bir bahçe olsun” demek yeterli.

Hikâyeyi çocuğun hayatına yaklaştırmak

Birlikte uydurulan masalların en güzel tarafı, çocuğun o gün yaşadığı bir şeye dolaylı yoldan değinebilmesi. Kreşte zorlandığı bir gün, masalın kahramanı da yeni bir yere gidip başta kimseyi tanımıyor olabilir. Doktora gidilecekse, kahraman da minik bir iğne olabilir.

Burada tek bir incelik var: çok yakınlaştırmayın. “Aynı senin gibi” demeyin. Mesafe bırakıldığında çocuk hikâyeyi kendine bağlamayı kendi yapar ve bu çok daha rahatlatıcı olur. Fark ettiğini anlarsınız zaten: gözleri bir an size döner, sonra hikâyeye geri gider.

Bu akşam nasıl başlarsınız

Karmaşık bir plana gerek yok. Işığı kısın ve şu cümleyi kurun: “Bu akşam masalı ikimiz uyduralım. Sen bir karakter seç, ben başlatayım.” Sonra üç seçenek sunun, birini seçsin, bir isim koysun. İlk cümleyi siz söyleyin, ikinciyi ona bırakın.

Masal beş cümlede bitse bile sorun değil. Önemli olan çocuğun şunu fark etmesi: hikâyeler kitapların içinde bitmiyor, ikimiz de yenisini yapabiliyoruz. O fark edildikten sonra gerisi kendiliğinden gelir.